Yer : Salonun ortasındaki oyun alanımız
Zaman : Az önce
Lego o torbasını aldı geldi.
Ela: İigooo igooo , açç
Anne : Açalım mı ?
Ela : Aç
Biraz zaman gecer ..İnce parcadan kule diker , 3 lü parcalar birleştirilir , anne alkışlar afferin diye.
Anne : Ela bu ne , naptın ?
Ela : Evv
Anne: Kimin evi?
Ela: Elooo
Anne kuzuya yumulur . Legoları takmayı yeni öğrenmesinin yanıda ev kelimesini ilk kez ve dogru kullanmıştır :))
----------------
Zaman : Dün öğlen
Mekan : Kipa
Raflara saldırmasın diye genelde almayacagım renkli birseyi eline tutustururm , tamda öyle bir anda caliou lu kitap sepetinin önünden geciyorduk , eline tutuşturuverdim .
Ela : Bu Kalyu ..
Anne : Ne ne dedin sen ? Nedir bunun ismi?
Ela : Kalyu .
Şaşırdım çünkü Caliounun tipini şahsen sevimsiz bulduğumdan , ayrıca evde hiç çizgi filmini falan segretmediğinden tanıdığını bile bilmiyordum . dumur oldum . Nerden öğrenmiş olduğu hakkında hiç fikrim yok ...
-----------------
Yer : Yine salon
zaman : Evelsi gün
Salondaki Tv liğin üstündeki süsleri gösteriyor ..
Ela , Anne ıh ıh ...
Anne: ne var kızım , ne istiyorsun ?
deyip kucaga aldım . Trabzon işi ufak gümüş takunyaları aldı. Yere koydum . Baktım ayagına giymeye çalışıyor:))) Bir yandanda aykkabııı aykkabııı diyor ...
----------------
Bunları unutmak istemiyorum , not düşeyim istedim aklımdayken :))
31.10.2010
cadılara selam olsun
Dünkü Topolino-Nurturia buluşmamızdan sonra Ela fazlasıyla yorgun düştüğü için olsa gerek rahat bir pazar gecirdim . Sabah babamızla kahvaltı edip 4 günlüğüne Antalya'ya yolculadık. Ben buruk tabi. Ela dünden kalan son enerjisini lojmanın parkında harcayıp öglen güzel bir uykuya yattı . Bende ufak tefek işlerime , maillerime daldım . Kalktıgında seker gibiydi kuzu . Köfte ısıtıp finger food hesabı eline vermek niyetindeydim , lakin tencerede bulgur ısıttığımı farketmiş, mama sandalyesinden PİLAAAA PİLAAA diye direktifi verdi küçük hanım. Kendi yiyecekmiş , diretti , çaresiz kabul ettim , pilavını az yogurtlayıp kasıgını eline teslim ettim . Bir yandan alkışlar eşliğinde mamamızı yiyoruz keyifle bir yandan dışardan çoluk çocuk sesleri geliyor. Havada kararmış. Bu arad ela arada kendini alkışlıyor agzını tutturunca falan :) Sesleri duyunca birden heyecan yaptı , tabi ben cadılar bayramını kutlayan çocuklar oldugunu anladım . Apar topar Eloşada ayakkabılarını giydirip şöyle bir bakmak üzere dışarı çıktık.
Lojmanda Amerikalı akademisyenler var , onlar genelde bu eğlencenin öncüsü oluyorlar . Bizim çocuklarda eğleniyor haliyle , En az 10 çocuk vardı kostümlü, olmayanda kafasına carsaf gecirip casper olmustu zaten :)Elayıda kattık aralarına , birkac kapıdan seker , çikolata topladılar , birkac resim cektim , sokagın basına dek beraber yürüdük ama serin oldugundan biz yarıdan döndük. Elanın çok algıladığını sanmıyorum zaten. Sadece çocuklar arasında olmak ona inanılmaz mutluluk veriyor. hemen aralarına dalıyor, hiç çekinmeden.
Seneye çocuğu kreşe başlatmamak büyük haksızlık olacak sanırım . Dün Topolinoda da o kadar eglendi ki babasıyla bir kez daha emin olduk zaten , kreşe erkende başlasa zorluk çekmeyeceğine. Önümüzdeki tek sorun tuvalet eğitimi. Ondada 1 adım bası yol almış degiliz. Hiç umrunda değil kuzunun...
Topolino postum bir sonraki yazımın konusu olsun artık .
29.10.2010
27.10.2010
Anne-Baba-Çocuk Blogları “Mim” Soruları
Özgür Anneden yeni bir sobe var bloglarımız üzerine. Anne-baba-çocuk blogları üzerine araştırma yapan birine hem yardım etmek hemde bugünkü postumuzun konusu omuş olsun diye hemen cevaplıyorum.
annebabacocukbloglari@gmail.com. adresinede hemen blogumun adresini yolluyorum .
Katılımcı olmak isterseniz işte sorular ve işte benim cevaplarım :
1. Bir zamanlar “bebek günlükleri” vardı. Sizce bloglar onların yerini aldı mı?
Ben hamilelik günlüğümü yine blog üzerinde tutuyordum. Hatta doguma kadar olan kısmını print alıp, ciltletip kızıma anı olarak saklıyorum. Anne olduktan sonra bu yeni süreci farklı bir blog açarak devam ettirdim lakin artık yazılarımın sayısı boyumu aştığından aynı şekilde dosyalayabilecek miyim bilinmez ? Elanın ilk 1 yılını yazdıgım ayrıca bir bebek günlüğümde var . benim için ikiside vazgeçilmez ama blog yazılarım elbetteki daha ayrıntılı.
2. Blog yazarlığı ebeveynlik tarzınızı etkiliyor mu? Nasıl?
Etkiliyor . Anneliğe sıfır tecrübe ve okuduğunuz birkaç kitap dahilindeki bilgilerle başlıyorsunuz. Annem yakınımda olmadığı için herhangi bir sorunda blog annelerinin benzer sorundan bahseden yazılarını okumak veya annelerle yazışıp yorulaşmak , çözüm yollarına ulaşmamızı kolaylaştırıyor. Ay yada yaş grubuna göre kitaplar, oyuncaklar, bebek-anne malzemeleri hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Ben mağazadaki herhangi bir satıcıya ( ki çoğu sattığı ürünün kime veya neye hizmet ettiğinden bile habersiz) danışmaktan öte , blog yazılarını okuyarak veya annelerin görüşünü alarak alışverişlerimi yapmaya çalışıyorum . AVM insanı olmadığımdan, bazen yeni çıkan bir üründen veya kampanyalardan bloglar aracılığıyla haberdar olabiliyorum.
3. Anne-baba-çocuk blogları blog dünyasını etkiliyor mu? Nasıl?
Fikrim yok . Ama çok okunan bloggerların , bize yönelik üretim yapan firmaların ürün lansmanlarına çağırılmaları , önemli bir detay.
4. Çocuk büyütmekle ilgili olarak, bloglar olmasaydı kesinlikle farklı davranırdım dediğiniz bir şey var mı?
Spesifik olarak aklıma bir şey gelmiyor ama günümün en az 1-2 saatini internet üzerinde blog okumak veya blog vasıtasıyla tanıştığım annelerle ortak portalde buluşarak sohbet ederek geçirdiğimden , bloggerlıgın getirilerinden çokça faydalandığımı düşünüyorum.
5. Anne-Baba olmak meslek mi yoksa üstlendiğimiz toplumsal rollerden biri mi?
Meslek değil elbette . Aile ve evlilik yaşantımın getirdiği doğal bir süreç belki. Sevdiğim adamla birlikte meydana getirebileceğim en güzel şey .
6. Anne-baba-çocuk blogları, babaları nasıl etkiliyor?
Eşimde blogumun yakın takipçilerinden . Yakın arkadaş ve akrabalarımıza blogumuzun adresini vermekten mutlu oluyor. Elanın gelişim sürecini çokça paylaştığım bir blog olduğundan dolayı.
7. Bloglar yoluyla gerçekleşen bilgi ve deneyim aktarımı büyükanne-büyükbabaların bilgi ve deneyimini değersizleştiriyor mu?
Benim için değil. İlk 2 hafta kızımın bakımını annemle beraber yaptık. Göbek deliğine ben dokunamazken veya altını değiştiremezken annem özenle yapmıştı. Eğitimi konusunda ise uzakta olduğundan çok fala müdahale etme şansları olmuyor . Bilgi ve deneyimleri önemli , gerekli olan durumlarda mutlak fikir sorabilirim hem anneme hem kayınvalideme ama uygulamada kafama yatması lazım :)
8. Anne-baba-çocuk blogları sözkonusu olduğunda, blog yazmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Gittiği yere kadar :) Uzunca bir süre daha yazacağımı düşünüyorum.
9. Yazdığınız blog kapansa ya da kapatılsa bloglar yoluyla kurduğunuz sosyal ilişkiler devam eder mi?
Kesinlikle. Blogum sayesinde hem kızımın hem benim pek çok değerli arkadaşımız oldu. İzmirde yaşıyorum . Sürekli bir araya gelen güzel bir grubumuz var. Ayrıca İstanbul ve Ankara’ya gittiğimde de blogger arkadaşlarımla görüşmekten, bebeklerinin büyümelerini izlemekten keyif alıyorum.
annebabacocukbloglari@gmail.com. adresinede hemen blogumun adresini yolluyorum .
Katılımcı olmak isterseniz işte sorular ve işte benim cevaplarım :
1. Bir zamanlar “bebek günlükleri” vardı. Sizce bloglar onların yerini aldı mı?
Ben hamilelik günlüğümü yine blog üzerinde tutuyordum. Hatta doguma kadar olan kısmını print alıp, ciltletip kızıma anı olarak saklıyorum. Anne olduktan sonra bu yeni süreci farklı bir blog açarak devam ettirdim lakin artık yazılarımın sayısı boyumu aştığından aynı şekilde dosyalayabilecek miyim bilinmez ? Elanın ilk 1 yılını yazdıgım ayrıca bir bebek günlüğümde var . benim için ikiside vazgeçilmez ama blog yazılarım elbetteki daha ayrıntılı.
2. Blog yazarlığı ebeveynlik tarzınızı etkiliyor mu? Nasıl?
Etkiliyor . Anneliğe sıfır tecrübe ve okuduğunuz birkaç kitap dahilindeki bilgilerle başlıyorsunuz. Annem yakınımda olmadığı için herhangi bir sorunda blog annelerinin benzer sorundan bahseden yazılarını okumak veya annelerle yazışıp yorulaşmak , çözüm yollarına ulaşmamızı kolaylaştırıyor. Ay yada yaş grubuna göre kitaplar, oyuncaklar, bebek-anne malzemeleri hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Ben mağazadaki herhangi bir satıcıya ( ki çoğu sattığı ürünün kime veya neye hizmet ettiğinden bile habersiz) danışmaktan öte , blog yazılarını okuyarak veya annelerin görüşünü alarak alışverişlerimi yapmaya çalışıyorum . AVM insanı olmadığımdan, bazen yeni çıkan bir üründen veya kampanyalardan bloglar aracılığıyla haberdar olabiliyorum.
3. Anne-baba-çocuk blogları blog dünyasını etkiliyor mu? Nasıl?
Fikrim yok . Ama çok okunan bloggerların , bize yönelik üretim yapan firmaların ürün lansmanlarına çağırılmaları , önemli bir detay.
4. Çocuk büyütmekle ilgili olarak, bloglar olmasaydı kesinlikle farklı davranırdım dediğiniz bir şey var mı?
Spesifik olarak aklıma bir şey gelmiyor ama günümün en az 1-2 saatini internet üzerinde blog okumak veya blog vasıtasıyla tanıştığım annelerle ortak portalde buluşarak sohbet ederek geçirdiğimden , bloggerlıgın getirilerinden çokça faydalandığımı düşünüyorum.
5. Anne-Baba olmak meslek mi yoksa üstlendiğimiz toplumsal rollerden biri mi?
Meslek değil elbette . Aile ve evlilik yaşantımın getirdiği doğal bir süreç belki. Sevdiğim adamla birlikte meydana getirebileceğim en güzel şey .
6. Anne-baba-çocuk blogları, babaları nasıl etkiliyor?
Eşimde blogumun yakın takipçilerinden . Yakın arkadaş ve akrabalarımıza blogumuzun adresini vermekten mutlu oluyor. Elanın gelişim sürecini çokça paylaştığım bir blog olduğundan dolayı.
7. Bloglar yoluyla gerçekleşen bilgi ve deneyim aktarımı büyükanne-büyükbabaların bilgi ve deneyimini değersizleştiriyor mu?
Benim için değil. İlk 2 hafta kızımın bakımını annemle beraber yaptık. Göbek deliğine ben dokunamazken veya altını değiştiremezken annem özenle yapmıştı. Eğitimi konusunda ise uzakta olduğundan çok fala müdahale etme şansları olmuyor . Bilgi ve deneyimleri önemli , gerekli olan durumlarda mutlak fikir sorabilirim hem anneme hem kayınvalideme ama uygulamada kafama yatması lazım :)
8. Anne-baba-çocuk blogları sözkonusu olduğunda, blog yazmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Gittiği yere kadar :) Uzunca bir süre daha yazacağımı düşünüyorum.
9. Yazdığınız blog kapansa ya da kapatılsa bloglar yoluyla kurduğunuz sosyal ilişkiler devam eder mi?
Kesinlikle. Blogum sayesinde hem kızımın hem benim pek çok değerli arkadaşımız oldu. İzmirde yaşıyorum . Sürekli bir araya gelen güzel bir grubumuz var. Ayrıca İstanbul ve Ankara’ya gittiğimde de blogger arkadaşlarımla görüşmekten, bebeklerinin büyümelerini izlemekten keyif alıyorum.
26.10.2010
İşte beklediğim kitaplar
Hasret bitti ve günlerdir 4 gözle beklediğim kitaplarımız geldi. Taze taze yazmak istedim ki ,yazmazsam biliyorum sonrasında üşenecegim .
Hepsi Tudemin yayını bir kere .Hayvanlarla Öğreniyorum Serisi. Boyutlarından görülecegi üzere A4 ün yarısı kadar normalde . Lakin tekerlemenin oldugu sayfanın yanı 2 ye katlanmış , sayfayı açınca tekerlemedeki bilmecenin cevabı çıkyor ortaya . Yuppie . Okumasıda acayip eğlenceli. Dün koalalı kitaba baktık arabada markete giderken . Anne bebegini sırtında taşırkenki resim Elanın çok hoşuna gitti , sevinç çığlıkları attı. Çünkü bazen üst kattan alt kata inerken bende onu sırtıma alıyorum ve bu çok hoşuna gidiyor . Bu arada koalayı tanımadı tabi , defalarca tekrarda etsem onun adı AYU :))
Bir kaç örnek resim çektim aşağıda:

Kütüphanedeki Aslan'ı bi dolu kitabı okuyarak karar vermiştim. Gerçekten çok hoş bir kitap . Baskısı, kalitesi, cildi. Lakin sanırım biraz beklemesi gerekiyor. kitapla babasının daha çok ilgilendiğini söyleyebilirim . Neredeyse bana vermiyordu. ( Kendisi hem aslan burcu hemde çalıştığım kurumun Kütüphane daire başkanı ya :)) )
Ama Bonbonu çok düşünerek almadım aslında. Ismarladıktan sonra birkaç yerdeki yorumunda çizimlerin biraz iç karartıcı olması dolayısıyla eleştirenler olmuş. Ya da rüyasında fırçalamadığı dişleri dökülen bonbonun , gereksiz yere korku aşılamasından falan bahsedilmiş. Dolayısıyla acaba oldum .
Hikaye hala tamamen okunmadıgı bol bol resim üzerinden hikaye uydurulan bir dönem olduğundan bence anne hikayeyi yumuşatabilir. Ben şimdilerde Elaya diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmeye çalıştığımdan cuk oturmuş gibi geldi. Hatta bu saban Ela kitabı görünce monmon monmon demeye bile başladı :)))
Kısacası yeni kitaplarımızla pek mesuduz efem , paylaşmak istedik.
Hepsi Tudemin yayını bir kere .Hayvanlarla Öğreniyorum Serisi. Boyutlarından görülecegi üzere A4 ün yarısı kadar normalde . Lakin tekerlemenin oldugu sayfanın yanı 2 ye katlanmış , sayfayı açınca tekerlemedeki bilmecenin cevabı çıkyor ortaya . Yuppie . Okumasıda acayip eğlenceli. Dün koalalı kitaba baktık arabada markete giderken . Anne bebegini sırtında taşırkenki resim Elanın çok hoşuna gitti , sevinç çığlıkları attı. Çünkü bazen üst kattan alt kata inerken bende onu sırtıma alıyorum ve bu çok hoşuna gidiyor . Bu arada koalayı tanımadı tabi , defalarca tekrarda etsem onun adı AYU :))
Bir kaç örnek resim çektim aşağıda:
Kütüphanedeki Aslan'ı bi dolu kitabı okuyarak karar vermiştim. Gerçekten çok hoş bir kitap . Baskısı, kalitesi, cildi. Lakin sanırım biraz beklemesi gerekiyor. kitapla babasının daha çok ilgilendiğini söyleyebilirim . Neredeyse bana vermiyordu. ( Kendisi hem aslan burcu hemde çalıştığım kurumun Kütüphane daire başkanı ya :)) )
Ama Bonbonu çok düşünerek almadım aslında. Ismarladıktan sonra birkaç yerdeki yorumunda çizimlerin biraz iç karartıcı olması dolayısıyla eleştirenler olmuş. Ya da rüyasında fırçalamadığı dişleri dökülen bonbonun , gereksiz yere korku aşılamasından falan bahsedilmiş. Dolayısıyla acaba oldum .
Hikaye hala tamamen okunmadıgı bol bol resim üzerinden hikaye uydurulan bir dönem olduğundan bence anne hikayeyi yumuşatabilir. Ben şimdilerde Elaya diş fırçalamayı alışkanlık haline getirmeye çalıştığımdan cuk oturmuş gibi geldi. Hatta bu saban Ela kitabı görünce monmon monmon demeye bile başladı :)))
Kısacası yeni kitaplarımızla pek mesuduz efem , paylaşmak istedik.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


