02 12 2009

Mim gelsin

Ne zamandır mim dönmüyor bloglarda . Sevgili Özgür Anne de farkına varmış , bir mim uydurmuş . Buyrun, bunlarda benim cevaplarım :

1- Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım.
www.ozguranne.blogspot.com

2- Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)

Annem resim kursuna gidiyordu , evde de çalışıyordu. Sadece yaglıboya ile degil , değişik alet edevat , kagıt yada renki samanlar, hamurlar vs. enteresan malzemeler kullanır , bazılarıyla benimde haşır-neşir olmama izin verirdi . Çok eğlenirdim . Eminim Ela anaokuluna gidince onunla oturup boyama , yapıştırma aktiviteleri yapmak benim de çok hoşuma gidecek. Bu tür şeylerden hala keyif alıyorum çünkü. Eloşumun bebek şekerlerini ben hazırlamıştım , hem de seve seve.

3- Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı.

Evdeki oyunlarda bebeğim Sementa vardı başrolde . Babaannemin y.dısından getirdiği bir bebekti , aglardı , memesini agzına koyunca susardı. Çok severdim .
Biraz daha büyüyünce sokak oyunlarında en çok yakan top oynamayı sevdiğimi hatırlıyorum. Çok başarılıydım , pek yanmazdım))Sürekli can kazanıp , oyundan diskalifiyeolmuş arkadaşları tekrar sokardım oyuna . İstop, saklambaç, ip atlama, seksek , hepsini keyifle oynardım.

4- Sokakta oynar mıydınız?

Çookkk .

5- Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay.

Trabzon Anadolu Lisesi’ni kazandıgım sene Ankaraya taşınıp devlet lisesine yazılmıştım. 6 ay Trabzon’da takılıp nakil yaptırabileceğimizi ise çok sonraları öğrenmiştim . Hep merak ederim , Anadolu lisesinde okusam hayatım nasıl değişir, üniversite seçimimi nasıl kullanırdım diye . Çok uzun seneler İngilizce öğrenmek isteyip fırsatım olamamıştı . En son 2001 de au-pairlik yaparak bu eksiğide kapatmış oldum aslında . Ama yinede hep o okula gitmek istemiştim sanırım.

6- Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...

İyiki Trabzonda geçmiş çocukluğum derim bazen . Büyük sehirlerde yaşanamayacak bir dostluk , arkadaşlık ortamı , doya doya oynadığım güvenli saydığım sokaklar, yemyeşil , tertemiz bir hava . Hani küçük yerlerde ilişkiler daha bir sıcak olurya , o cinsten. Ankarada bir süre abondone olmus ve içime kapanmıştım ortaokuldayken. Kendimi yabancı hissetmiştim galiba.

7- Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı.

Anaokulundayken haftada 1-2 kez annem okula gelir ve bizlere mandolin çalardı. Muhtemelen o sıralar böyle bir anne prototipi yoktu oralarda. Aynı mandolini abim de çalardı evde. İlkokula başladığımda flüt ve mandolinle ilgilendim bende epeyce . Kardeşimde gitar çalmayı öğrendi sonraları . Ayrıca evde org ve akordeonda bulunurdu . Bizde bunları ufak tefek tıngırdatmayı ögrendik hep amatörce . Biraraya geldiğimizde , evdeki yemeli-içmeli eğlenceler esnasında herkes çalar söyler iyi vakit geçirirdik . Müzik sevgimin temellerini bunlara bağlıyorum ben.
Hala böyle ailelrin biraraya geldiği toplantılar oldukça beraber çalar söyleriz , gerçi ben söyleyen kısmındayım artık.

Bende Tuğceyi ve Erenin annesi Sereni mimledim . Hadi bakalım , klavye başına marş marş..

30 11 2009

Bir Bayramın Ardından

Bayramları sevmeyen bir çok akranıma inat bayramları seviyorum ben .

Bekarken ve rehberlik yapıyorken , herkes tatil yapar ve ailesiyle beraberken ben hep çalışıyor olurdum . Bayramlar, yılbaşı veya h.sonu ile birleştirilen her türlü tatil bizim en çok ve en uzun satatler çalıştığımız günler olurdu . Benim için hep buruk geçerdi bu tür günler o yüzden .

Evlendikten sonra ise sanırım hiçbir bayramımızı ailelerimizden uzak geçirmedik . Ya biz gittik ziyaretlerine , ya benim yada eşimin ailesi ile biraraya geldik . Büyükler için çok manidar tabi , çocukları torunlarıyla beraber olmak büyük keyif . Hele şimdi birde Eloş hanım varki aileye yeni katılan , tadından yenmiyor . Onunla herşey daha da güzel .


Bu tür gelenekleri sürdürmeyi seviyorum . Elimden geldiği kadar da sürdürmeye çalışacağım ilerde , bakalım Eloş büyüyünce anne babasıyla beraber mi geçirmek isteyecek , yoksa resortlardan birinde kısa bir break mi?


Eloş hanımın ilk kurban bayramı bu . Bu bayram eşimin ailesi bizdeydi. Gecen sene olduğu gibi Lösev için kurban bağışında bulunduk biz, dolayısıyla evimize et gelmedi . Sanırım komşulardan da kesen yoktu . E kavurmasız kurban bayram mı olur ? Bizde kasaptan et alıp kavurmasız kalmadık . Eloşun babaannesinin elinden afiyetle yedik. Bende yan aksesuarları hazırladım artık :)


Elanın ayakkabıları canım arkadaşım Yeşimin hediyesi idi . Aslında çok cici bir bordo eteğide var . Kombine bulamadım üstüne hala .Saten ayakkabılar sabah ayağındaydı ama günün ilerleyen saatlerinde ayağından kayıp gitti tabi. Gültekin arkadaşı Emrenin aldıgı hediyesini degiştirmek zorunda kaldık ve çok cici bir triko elbise aldık , şapkasıyla takım (7 cüceler şapkası diyorum) . Cicik mi cicik oldu kuzucuk . ( Bu arada Emre okuyorsan , kollar çoookk uzundu , olmadı napalım :))


Babaannesi Eloş babaanne dediğinde koluna bebek künyesi takıcam deyip duruyordu . Bizim kızda tık yok ama babanne dayanamamış anlaşılan . Kızıma bayram hediyesi olarak taktı . Teşekkür ederiz buradan da . Tabi meşhur köpecik kumbaramıza dededen ve abisinden kapılan harçlıklarda atıldı .Anlayacağınız bayramın şanslısı bizim kız oldu.


İlk gün Nazo kuziler vardı . Erkekler birara sahile gittiler , Canberk ( kuzenimin oglu) dalmaya gitti ve giderkende evdeki erkekleri toplayıp götürdü. Nazocum bana ve bebişime çok şık bereler örmüş. Ellerine sağlık .Güzel bir gün gecirdik , akşam beraber yedik , evdeydik . ( Birara ana kız berelenip , koyacagım buraya)Ece ablasıyla haşı neşir bol kitap okudu benimki.


2. Gün yine bizim fiks rota Alaçatı tarafına uzandık . Pazarın 3 te 1 i yoktu . Nextçi amcayıda bulamadım :( Ama Alaçatı sokaklarında turladık yine. Hava çok güzeldi. Alaçatı merkez epey hareketliydi. Bayram biraz canlılık getirmiş anlaşılan . Orta kahvenin oralar yine tiki abla ve abilerimizle kaynıyordu. Takıcılarda takıldık , fırından sıcacık ekmekler aldık . Oh misss. Sonrada hiç gitmediğimiz bir rotadan dönüşe geçtik . Şifne , Ildırı üzerinden . Bu yol üzerinde bu kadar çok yazlık olacagını tahmin etmiyordum . Manzara güzeldi , hemde tam akşam gün batımına yakın Ildırıda bir ara verdik . Elişi salıncakta sallarken , babacık süper bir sunset pozu yakalamış .


Oradadan da yine güzel bir manzara eşliğinde Karapınardaki balıkçımıza vardık . Cipoş ( çipura tabi) midye kalamar üçlüsüyle mideleri şenlendirdik . Bu arada Eloş yan masadakilere sarktı , bol bol sohbet etti:) Çipoştan yedi. Yemeğin sonlarına dogru epey bir mızıldadı artık yorulduğu ve ögleden sonra uykusunu atladıgı için . Balıkçı eve yakın olduğundan döner dönmez küçük hanımın icabına baktım .


Bayram 3 , babamız Londra yolcusu . Bir yanımız buruk kaldı . Bugünse Kayacan abiyle babaanneyi yolcu ettik . Dedemiz dr. kontrolü nedeniyle birkaçgün daha buralarda olacak , bize de göz kulak tabi.


Anlayacağınız uzun bir ara olmuş ama keyfimiz yerinde. Ufak tefek gribal durumlarımız dışında pek keyfimizi bozan bir şey olmadı bu ara . Domuz gribi korkumdan dolayı Elayı 1 yaş kontrolüne kadar 9 Eylüle götürmeme kararı aldım . 10. Ay boy – kilo kontrlünüde kimsenin olmadıgı bir sırada saglık ocagında kendim yaptım Gültekle :) 75cm. , 12.200 gr. Sadece 200 gr. almış bu ay , çok sevindim .
Dişler hala patlamadı , sıralamalar çok emin , sanki yürümesi çok yakın . İşi gücü bütün gün kendi ismini tekrar etmek . Elo Elo Yaylalar diye bir şarkı uydurduk . Onu söylüyor şimdilerde komik böcük "Elo Elo Yayyaaa" diye .

17 11 2009

Elo el salladı

Dün işe giderken sabah ela hanım ilk kez anne ve babasına el sallayarak annesini ve babasını mest etmiştir .

Well done evladım well done

14 11 2009

Musafir geldi hanımmm



Kolajımızdan da anlaşılacağı üzere bugün yine toplaştık ( Tunalar - Arcalar ve biz). Evimize bayram havası geldi . Çocuklar ortada dolaşıp oynarlarken bizde birşeyler atıştırmaya çalıştık . Havada güzel olduğu için Alaçatı yapar gelir sonrada eve döner , birazda evde otururuz diyorduk ama ,Alaçatı pazarında alışveriş( tabiki bebeklere- bize yine birşey yok:(( ) , sonrasında sokaklarında atılan minitur , kumruyla ve bebek mamalarıyla taçlandırılan yeme molaları derken akşamı ettik bir şekilde . Çok güzel bir gündü, yine bekleriz:)

Bu arada pek Tuna ve Arca beyler Eloş hanımın kış kreasyonuna pek cici 2 triko ekleyerek bizi pek sevindirdiler. Tekrar teşekkür ederiz zağrif anneleri Hülya ve Yelize buradan tekrar :))Severek giyeceğiz .

Eloşu pek zor uyuttum . Diş sancıları azdı sanırım . Gündüz gayet keyifliydi , gece cozdu yavrukuş. Yakın dost calpol abiden birkaşık verdim sonunda. Şimdilik uyuyor. Bende kocacığımı bekliyorum 4 gözle.Ucagı rötar yapmış gene . Pöfff........

13 11 2009

Selvi boylum ,al nanaklım



Resim bugünden-ikindi uykusu sonrası

Mutfakta birseylerle ugrastıgım sırada küçük hanım uyanınca verdik eline kasıkları kapkacagı , biraz drum çalışsın diye ama hanfendi kısa sürede sıkılıp yine bacaklarıma dolanmaya başladı anneaaa mimeee diye .

Ay evet kızım bugünlerde isteklerini cümle kurarak belirtmeye başladı, müjdeler olsun . Dün yine salondayız bende bilgisayarın başında , oda salonu tavaf etmekte . Yine bir süre dolanıp oturdugum sandalye önüne gelip ayağa dikildi . "Anne Eloww memee" "ne diyorsun sen ne :)) " üüü:((hüüü: anne eloooo " Öyle tatlı söylüyor ki hani insanın içine sokası geliyor yavruyu .Neyse böyle tatlı başlayan gecemiz uyuması gereken saatte uyumaması , dalsa bile saat bası uyanıp "mimeee , anniaa, memeee" gibi mızırtılarla devam etti . Sabahı zor ettim gerçekten .Hani derler ya yakamdan düşmüyor, buda memenden düşmüyor.İşin kötüsü bu aksamda aynı sekilde gidiyor. 2 saattir 3 kez uyandı ve herseferinde biraz emzirerek avutup, tekrar yatagına yatırdım . Normalde bu sıklıkta uyanmaz tabi , bugünlerdeki mızıltımızı yine dişe yoruyoruz artık ama patlayacaksa patlasın artık yaa. Cocugun popo pişik olmustu dün mesela ciğer gibi . Neyseki ilacla müdahale hemen normale döndü. Cok zorlu geciyor diş çıkarma serüvenimiz malesef. Bugün aksam yanaklarıda kızardı. Gecen ilk dişlerimizde de böyle kıpkırmızı alev alev yanmıştı yanaklar, oda bir belirti sanırım.

Eloo hanım pek tatlı tabi. Elada diyor bazen kendi kendine , biliyor ismini ama en cok Elo yu kullanıyor yinede. Nerden çıktı bu Elo derken birden ayıldım . Çocuğa sürekli Eloş diye hitap ettiğimizden onuda benimsemiş tabi. Eloş sesini taklit ediyor demekki bıdık. Başka kelimemiz yok. Baba hala yok . Tesadüfi 1-2 kerenin dısında .

Katkıda bulunanlar