25.05.2011

Seyrü Sefadayız Efem !!!

 

Gectiğimiz haftasonu Urla semalarından pek ayrılmadık , cevreyi keşif halindeydik te denilebilir aslında . Ctesi benim sushi workshopum vardı , dernege yardıma gittim , dönüşte aksam vakti Ela ve babayla Seyrü Sefada bulustuk.

 

Bebekler hareketlenince , onlarla bir yere gidip oturmak , 2 lokma atıstırmak eziyet olmaya basladı. Malum havalarda güzellşince bol bol acık havaya cıkmak ister olduk öteyandan . Su sıralar mekan seciminde ilk ve en önemli kriterim , oturacagımız alana yakın , kuzuyu gözetleyebilecegimiz bir parkının olması .

Beni beklerken Gültek tava yedim dedi . Lezzetli oldugunu söyledi , ben onun yalancısıyım. Ben workshopta sushileri götürdüğümden pek ac degildim , o yüzden sadece bira içtim .

 


Web sitesine bakınca uyduruk bir düğün mekanı gibi görünen , ve 2 senedir arabamızla haftada birkac kez önünden gecmemize ragmen basiretimiz baglanmıs gibi bir türlü içeriye adımını atmayan biz , ne kadar hata etmişiz. Mekan bizim için biçilmez kaftanmış halbuki . Biz parka en yakın olan piknik maslarında oturduk ki aslında belkide mekanın en uyduruk yeri , bizim gibi parka illaki yakın oturmayalım , cocugumuz düz , çim mekanda kosturmaktan veya oyuncaklarıyla yere yayılıp oynamaktan da hoslanır diyorsanız , çok daha konforlu ve temiz kahvaltı ( istenirse ögle -aksam yemegi serviside var)mekanı ayrı bir bölümde bulunuyor .

 
Posted by Picasa


Ertesi gün pazar kahvaltısını da denedik . Kişi bası 12 lira ücreti , termos cayı ve sıcacık pide , balon ekmekleriyle beklentimizi yeterince karsıladı. Ela cocuk parkında deliler gibi eglendi. Babamız kahvaltı sonrası çimlere yayılarak , çayı eşliğinde pazar gazetelerini okudu . E daha ne isteriz ki.

Ayrıca mekanın arka bölümünde tavsanların , ördeklerin oldugu bir bölüm bile var . Çocukların ilgisini çekebilir.

Kısacası Urla tarafında alternatif mekan arayan çocuklu ailelere , önerebilecegim bir mekan keşfi oldu benim için .

20.05.2011

Elanın Arkadaşları

Hamileliğimden itibaren sayarsam neredeyse 3 senedir bilfiil blog yazarıyım. Blog yazmak hem bebegim için tuttugum bir anı defteri hemde arkadaslarımızla bulustugumuz ortak bir alan bazen . Blogum vasıtasıyla ( buna daha sonrada nurturia eklendi) tanışıp görüşmeye başladığım bir çok arkadaşım var , çocukları yavrumun , anneleri benim arkadaşım. Ve arkadaşlarımızın sayısı her geçen gün büyüyor , ne güzel .

Bu hafta içi yine 2ayrı blog arkadaşı buluşması yaptık kuzuyla .

Pazartesi günü Amerikadan yurda kesin dönüş yapan ve İzmire yerleşen sevgili Müşerref ve kızı Deniz fıstıgıyla müşerref olduk :))Elanın kırgın durumu ve Denizin ortama uyum çabaları derken ilk etapta ufak tefek krizler yaşansa da , bir süre sonra aşagıdaki resimde de görüldüğü üzere birbirlerine alıştılar. İlerleyen zamanlarda çok iyi arkadaş olacaklarına eminim :)

 


2. buluşma ise 19 mayıs tatili nedeniyle İnciraltı - Patlıcanda gercekleşti. Hamileliğinden beri takip ettiğim ve en son bize yolladıgı sürpriz resmiyle sevindiren Kübra ve Cevcevle tanışmak için uzun zaman beklemiştik .Gecen sene niyetlenmiş , lakin bizim Ankara seyahatimiz nedeniylr bugünlere kadar kalmıstık. Bu tatil günü hepimize iyi geldi. Yeliz Arcamla , Elifde Ege Doruguyla aramızda oldu . Mekanda park olması bizim için avantaj mı dezavantaj mı bilemedik gerci. Çocuklar 1 dk. bile masada takılmak istemediler . ( Çimler üzerindeki foto ilk 5. dakikadan/ park keşfedilmeden önce :)) )

 



 
Posted by Picasa


Arca ve Cevcev mekandan erken ayrılınca Ela ve Ege Doruk çılgınca kudurdular. Çimlerde koşturdular. Parktaki kumları başlarından aşağı boca ettiler ama birbirlerine olan sevgileri anneleri olarak bizi çok mutlu etti. geriyede böyle bir kare bıraktı dünden ..

 

9.05.2011

Sürpriz hediyemiz

 


Dünkü karamsar yazımızdan sonra , bugünde içimizi açan birseylerden bahsedelim. Hamilelik zamanlarımızdan beri bloglarımızdan tanıstıgımız ve cok yakında da yüzyüze görüşmeyi umdugumuz sevgili KİSD ve tatlı Cevdet bize çok özel bir hediye gönderdi gecenlerde. Yaptıgı işleri uzun süreden beri takip ediyordum ve bircok nurturia yada blog annesinin çocuklarının odasını süsleyen cici resimleri begeniyordum lakin bir fırsat bulup yaptırma olanagım olmamıstı.

Eger haberdar degilseniz su linke bir tıklamanızı öneriyorum:

http://cocukodasinaresimler.wordpress.com/

Sevgili Kübra İtalya'ya gitmeden önce Elanın gecmiş dogumgününe istinaden bir hediye yollamak istediği söylediğinde acaba bu bir resim olabilir mi diye aklımdan gecirmedim degil hani. ( Çok pisliğim :)) ) Ve paketimiz cuma günü elimize geçtiğinde Ela için özel yapılmış bu şeker resim elimize ulaştı. Nasıl şenlendik , sevindik , hemen uygun bir çerçeve edinip Elanın odasının güzel bir yerine astık.
Artık bizim odamızda da çok özel bir resmimiz var , uzuuunn yıllar odamızı süsleyecek.

Çok çok teşekkür ederiz Kübra ve Cevdet , sizi seviyoruz..

 
Posted by Picasa

8.05.2011

Unutulmaz bir hafta unutulmaz anneler günüm


Resim - Çeşme / Sedir

Haftaya sıkı başladık . Pazartesi günü Ela'nın salyaları bol bol akmaya , salı gecesi 39.2 yi gören ateşi ve zorla içirilen ( şurup-fobik bir bünye) calpolü kusması nedeniyle her ne kadar dişten kaynaklandıgını bilsem de doktor yolları göründü. O günde keyifsiz çok zaten , sürekli ılık duş ve calpole devam ediyorduk. Üstüne birde ishal eklenince doktor gayet güçlü bir antibiyotik bactrim ( cocukken fazlasıyla tüketmişliğim var) , novalgin ve bagırsak hareketliliği için bir baska surup ile evimize döndük , takibe devam. Gece yine ateş 38.5 seviyesindeydi, bu arada sol azı patlayıp uç vermişti zaten. Ertesi gün sürpriz, sağdaki azınında şişmiş olması idi. Bu arada direnc iyice düşmüş olmalı ki sürekli hapsırık ve burun akıntısı başladı. Zaten suruptan nefret ediyor , kah püskürterek , kag aglayarak , bir kez daha kusarak ilacları vermeye devam ettim. Persembe nispeten ateş azalmaya başlamıştı.Akşamları beraber yattık , evde oldugum süre içinde koala modunda gezdik. Cuma sabahı işe giderken arkamdan zırıl zırıl agladı , benimde dersimin oldugu gün , mecburum , gitmek durumundayım. Bu arada geceleri burnunu acamadıgımız için sürekli uyanmalar başladı. Kabus gibi ... Öğleden sonra dersteyken ve öğrencim sunum yaparken telefon zırıl zırıl calmaya başladı. Gültekine ulaşamamış , son çare beni aramış lakin ben numaraya bakmadan telefonu kapadım. Eve döndüğümde Ela mızır mızır , acıyor acıyor diyip aglıyordu. Ve az önce halının ortasına çılgın gibi kusmustu. Arayan bakıcımızmış tabi , hemen uctuk doktora. Farklı birsey söylemedi, ilac tesiri için erken oldugunu, dayanıp haftasonuda takip etmemizi , durumunda düzelme olmaz ise devlet hastanesine götürüp testlerini yaptırmamızı salık verdi.Durumun dişten kaynaklandıgından emin oldugumuz için haftasonu beklemeye karar verdik. Cuma gecesi yine sık uyanmalı bir gece gecirdik. Ateş azdı.

Sabah 6 da asagı inelim Calliou segredelim ısrarları ile salona yollandık. Bu arada bol mümüklü oldugu için müzik kursuna götürmemeye karar verdik. Onun yerine ailece Çeşme'ye açılalım , biraz hava alalım , tedbili mekanda hayır vardır diyerek , aylar öncesinden şehir fırsatından edindiğimiz kuponu kullanmak üzere marinadaki Köprü denen mekana yolaldık. Sabah 9 itibarıyle Çeşmede hayat ölü olup tüm mekanlar kapalıydı. Gültek rezervasyon gibi bir hususu es geçmiş , tabiri caizse döt gibi ortada kaalmıştık.Tam o sırada mekanı açmaya bir eleman geldi, servisin 11 de başladını ve rezervasyonsuz müşteri kabul etmediklerini söyledi. Dumur!! Pazar Gültek bizimle olmayacagı için anneler günü özel kahvaltımız yatmıştı. Ela mızmız , ben aç , söylene söylene arabaya yollandık. Dönüşte Alacatı pazarı planımız da oldugundan o istikamete dogru giderken yolda Sedir diye bir mekana rastladık. Çok şükür mekan açıktı ve gayet güzel servis , güleryüz ve mükellef bir kahvaltıyla midelerimizi şenlendirmeye çalıştık. Çalıştık diyorum. Çünkü Ela mızmız mode-on oldugu ve nutellalı ekmeği bile reddetmesiyle bizi dumura ugrattı. Biraz Elma suyu ve telefondan segrettiği Calliou sayesinde ( God Bless Calliou ) alelacele kahvaltıyı bitirdik. Alaçatı'ya girmeden arabada Eloş yorgunluk ve açlıktan sızmıştı.

Bu arada büyük salaklık , Ela'nın puseti unuttugumuz ve 18 kg.luk bir tosunu kucakta gezdirip alışveriş yapamayacagımız için , Ela kucagımda uyurken , babamız bir koşu pazarlık alışverişimizi bitirdi. Akabinde Ela gözlerini açtı , şöyle kıyafetlerin olduğu tarafa azıcık açılalım dedik ama ne mümkün. Oda yalan oldu anlayacagınız. Zaracı-Nextçi amcadan alelacele birkac tayt kapıp , evimize yollandık. Yine kendime birşey bakamadım:((

Eve gelince sürekli mızmız mode devam etti , o kadar cok hapsırıp tıksırdıki burnunda mümük kalmadı cekecek ama burundan nefes alması tamamen sıfırlanmıstı. Gece gec saatlere kadar 15 dakikada bir sızıp , nefessiz kalıp uyandı. Gece uykusu için nurtişteki arkadaşlardan secret istedik. Secret tutmuş olacak ki gece 12 den 5 e deliksiz uyuyarak son 5 günün kesintisiz uykusunu uyudu .

Sabah 5 te babayı beraber yolcu ettik , 6 ya kadar yatakta debelenip kogus kalk sinyaliyle salona Calliou seansına basladık tekrar . Bu arada ben yarım saat aralıkla birseyler yedirip içirmek için yokladım kızı ama nafile , en son sabah 8.30 da pilav yapıyordum. 2 kaşık yiyip , acıyor deyip bıraktı. tek reddetmediği şey çay ( Yani pekmezli su ) . Napsam ne etsem diye düşünürken , saat 10 gibi hadi kay-parka gidelim dememle harekete gectik. Evimize 8-10 km uzaklıkta Tepe Kahve var , bu sene bahceye ufak bir parkta yapmıslar. Oyun oynarken belki 2 lokma birsey sokarım agzına dedim , yollandık mekana. Off , ne kalabalık . Neyse bizimki azıcık açıldı , keyiflendi. Bu arada bende serpme kahvaltısıyla ünlü mekana , benim için bir karısık tabak kahvaltı sipariş ettim. Sanırım saat 11 e geliyordu.



20 dakika sonrasında gelen giden elemanlar binbir minnet rica parkın hemen yanındaki müsait bir alana küçük bir masa attırdım . Bu arada sinirlerim gerilmeye başlamıştı.Bir seyi 40 kere söylemekten nefret eden bir tipim. Yerleşirken verdiğim sipariş ortada yoktu, çocugun aç oldugunu kahvaltımızın biranönce getirilmesini baska bir adama rica ettim , surat asıp gitti, sanırım 4 ya da 5 kez ortalıkta vızır vızr dolanan elemanlara tekrar tekrar rica ettim . Saat 12 ye gelirken Ela'yı kucagıma alıp , bari bir meyve suyu alayım diye kapalı mekandaki dolaba yöneldim. Bu arada mekan sahibine kahvaltının gelmediğini ekrar söyledim. Yerimize döndüm , Ela oynamaya devam bende basında bekciliğe tabi. Bu arada bakıyorum , benden sonra gelenler haboyna yiyip içiyor , ben milleti gördükce açlıgım tavan yapmıs, birde uykusuzluk. Tekrar gittim mekan sahibinin kızına , oda yine mi gelmedi , hemen yolluyorum diyor , bu arada kafasını kaldırmadan hesap kitap yapıyor , korkunc bir trafik var mekanda. ( İçimden baslıyorum hay sizin kahvaltınıza da mekanınınıza da diye , ama edebimi bozmuyorum. Sürekli gidip geldiğimiz , sevdiğimiz ve yemekleri güzel bir mekan sonucta. Sürec uzuyor , kahvaltı gelmiyor ve bende sinir tavan yapıyor ve 12.30 civarı pılı pırtıyı toplayıp cıkarken , sahibine " Artık söyleyecek söz bulamıyorum" diyor ve cıkıyorum.

Park yerinde arabamızın arkasına paralel vaziyette 2 araba çekildiğini ve çıkışımın imkansız oldugunu gördüğüm anda başımdan çıkan dumanların görünür vaziyette olduguna yemin edebilirim. Bu sırada Ela jetonlu oyuncak kutusunun yanından es gectiğimiz için avazı cıktıgı kadar aglayarak sakinleşmiyor , iki arada bir derede onu yatıstırmaya calısırken mekanın en asıl sahibi araba sahiplerine ulaşamayacagını düşündüğünden olsa gerek , keşke bana söyleseydiniz böyle olmazdı , ben size kahvaltı ikram edeyim diye inatla ısrar ediyor ,ben ağlamak üzereyim ( sinirlenince ağlarımben :) ) , Ela da aglıyor ve ben "evime gitmek istiyorum , hayırrrr " diye bögürerek salon çizgimden kayıyorum. Bu arada araba alev alev yanmış , kuzuyu koltuguna baglamaya calısıyorum , kapıları camları acıp havalandırmaya calısıyorum elemanlar arac sahiplerni ararken. Ela na mümkün susmuyor , hiçbirsey kar etmiyor. Bereket arac sahipleri 5 dakika sonra geliyorlar ve hepsi tırıs tırıs yüzüme bile bakmadan arabalarına yöneliyorlar. Ne bir özür ne bir şey. Öküzler , zaten bir dokunsalar saydıracagım ama ... Neyse..

Alelacele arabayı park ettiğim yerden cıkarıp tek yönlü yokus asagı bir yolda ilerliyorum , arabadan gümbür gümbür ses geliyor ,kulaklarımda aşırı bir basınç, Ela aglamaya devam ediyor. Arka camlardan birini tamamen acık bıraktıgımı farkına varıyorum ama arabayı anında durdurabilecegim nokta yok ( Ha....tr !!) Birkac yüz metre sonra cebi farkedip hızla durdurmaya calısıyorum , cep mıcırlı ve ben full frene bassamda hafif kayıyor ve neredeyse sag taraftaki şarampole yuvarlanacagız derken araba korkunc bir gürültüyle duruyor. Ela heyecandan susmus vaziyette , aceleyle inip lastikleri kontrol ediyorum. Çok şükür bir şey yok allahım...Ela saglam. Yola devam . Bu arada o 5 dakikada Ela arabada uyuya kalıyor ve eve gelince yatagına yatırıyorum. Günlerdir ögle uykusu uyumayan cocugum bu kadar action sonrası tosur tosur 15.30 dek uyuyor.

Home sweet home... Eve dönüp Elayı yatırıp , dünden kalan yarım pogacayı bir bardak nescafe ile götürdüğümde tüm hissettiğim bu.

İşte benim anneler günüm böyle geçti , az önce uyanan kızıma yarım tas corba içirebildiğim için kendimi zafer kazanmış sayarken , yazımı okuyan annelerin anneler gününü kutluyor, unutulmaz bir gün gecirmenizi diliyorum ( Tıpkı benim gibi !!! )

1.05.2011

Haftasonundan


Minibüs duragında gelmeyen minibüse kızıp kendini yerlere atan Ela hanım...

Bir süredir single mom takılıyorum . Babamız ara ara eve ugruyor , sıklıkla seyahat ediyor . Gerçi nisan ayının büyük kısmı evde babaane ve dedenin varlıgıyla pekte sessiz sedasız sayılmazdı , Ela için kalabalık eğlenceli oluyor . Gecen cuma uzun aradan sonra basbas ikimiz kalınca epey sıkıldık. İşin kötüsü d-smartta sizlere ömür olunca erkenden yukarı cıkıp uzun bir kitap seansından sonra sızmışız. Köyde yaşayınca en kötüsüde bu oluyor heralde , D-smartı takan cocugu cagırmak için aradıgımda , İzmirde oldugunu ve en erken salı gelecegini söyledi.Ne büyük eksiklik. Allahtan internetimiz var, epeyce oyalıyor . Üstelik sonunda benim takozu Nokianın wap lı bir modeline de terfi ettirdim , kurcalamalardayım :))

Ctesi erken kalktık. Gün uzun yapacak iş çok. Bir kere 8 haftadır aksatmadan gittiğimiz "mucik okulu" var ( Elanın alfabesinde ü yok tabe:) ) Eglenmeye ve ögrenmeye devam ediyor. Gruba yeni katılanlar oldu ikiside 4 yaşında. Yani bizim kuzu halen en küçükleri. Bazen ögretmenini dinlemediği ve ilgisinin diğerlerine göre cabuk dagıldıgını gözlemliyorum.Ya da Ekin'le ddurup duruken bir aktivitenin ortasında birbirlerine dokunup sarılıştıklarını. Çok komikler tabi , eğlenceli. Ekin'de yoldan cıkmaya hemen hazır gibi:)) Bazende müzik aletleri ve kuklaların oldugu kutuya yöneliyor , tam bir şarkının ortasında diğerleri konsantreyken. Annelerle kikirdiyoruz , ögretmenide anlayıslı pek birsey demiyor ama genele bakarsak uyumlu tabi. Yoksa devam edemezdik sanırım. Yaza kadar devam ama sonrasında ne yaparız bilemiyorum. Sıcak izmir günlerinde o kadar yolu git-gel yapana kadar , köydekii plaja uzamak ve yüzmek daha cazip gelebilir.

Neyse , oradan taksiyle Yeliz'lere geçtik . Yelizin muhtesem lazanyaları eşliğinde Arca'mızın sağlığına yeniden kavuşmasını kutladık. Çocuklar birbirine çok alışkın artık , klasik oyuncak kavgaları olsa da Ela bu sefer beni pek üzmedi. Uyumluydu. Hatta bir ara Berki öpmeye yanaşyıysa da Berk hiç yüz vermedi :))Komikti. Biz akşam bizde kalacak olan Kayacan abimiz ve Sibel ablamızla buluşmak üzere Üçkuyular garajına yollandık , erken ayrılmak durumunda kaldık . Ama bu buluşma ikimizede iyi geldi doğrusu. Dostlarla olmak güzel.

Evimize dönüş yolu 1 saati buldugundan Elocan yolsa yorgunluktan sızdı. İnerken uyandırmayalım, çantaları unutmayalım telaşesi içinde Kayacanın bavulu minibüste unutarak büyük bir salaklıgada imza attık 3 yetişkin olarak . Sonrası ise 1.5 gün telefonlasarak ve bazı aksilikler sonrasında bavulumuzu geri aldık bugün şu saat itibarıyle.

Bugünse tembel anne mode-on oldugundan ne zamandır merakta ettiğimden Urladaki kahvaltı yeri "Rahatla"ya çevirdik istikameti. Karayolunun kenarında oldugundan bana pek cazip gelmemişti ama içerde oturdugunuzda , hem alan temiz ve yeşil çim oldugundan , atlar ve ponyler çok yakın görüş sahamızda oldugundan ve benim için en önemli kriter yine görüş ve müdahale mesafesinde bir mini cocuk parkı ve kumlu saha oldugundan , cocuklu ailelere önerebilecegim, gidilesi bir yer oldugunu söyleyebilirim . Biz saat 10 a dogru gittik , nispeten oturan pek yoktu , saat 1 itibarıyle büyük grup rezervasyonlarıda masaları doldurdu ve hava kapalı olmasına ragmen epey kalabalıklastı mekan. Tabi kalabalıkta servis nasıl gitti bilemeyecegim , bize extra termos neredeyse kalkarken verildi ve bitiremedik , kasada ödeme yaparken termos cayın X 2 olarak yazıldıgını da farkettik. Özür dileyip geri ödediler ama hem servis ücreti , hem çayların extra yazılması bana ters geldi. İzmirde pek yoktur bu uygulama cünkü. Meyva suyu , sucuk yada yumurta için extra alınır ama çay ??? Hımmm ....

Birde yarım saat at binme 75 lira imiş. Doğrusu beni şimdilik beni ilgilendiren bir atraksiyon olmasada bana biraz fazla geldi. İlgilenenlere duyurulur:))

Anyway , artılar eksileri götürdü ve genel anlamda memnun kaldık diyelim ..
Birkaç fotoyla bitirelim yazıyı.