8.05.2011

Unutulmaz bir hafta unutulmaz anneler günüm


Resim - Çeşme / Sedir

Haftaya sıkı başladık . Pazartesi günü Ela'nın salyaları bol bol akmaya , salı gecesi 39.2 yi gören ateşi ve zorla içirilen ( şurup-fobik bir bünye) calpolü kusması nedeniyle her ne kadar dişten kaynaklandıgını bilsem de doktor yolları göründü. O günde keyifsiz çok zaten , sürekli ılık duş ve calpole devam ediyorduk. Üstüne birde ishal eklenince doktor gayet güçlü bir antibiyotik bactrim ( cocukken fazlasıyla tüketmişliğim var) , novalgin ve bagırsak hareketliliği için bir baska surup ile evimize döndük , takibe devam. Gece yine ateş 38.5 seviyesindeydi, bu arada sol azı patlayıp uç vermişti zaten. Ertesi gün sürpriz, sağdaki azınında şişmiş olması idi. Bu arada direnc iyice düşmüş olmalı ki sürekli hapsırık ve burun akıntısı başladı. Zaten suruptan nefret ediyor , kah püskürterek , kag aglayarak , bir kez daha kusarak ilacları vermeye devam ettim. Persembe nispeten ateş azalmaya başlamıştı.Akşamları beraber yattık , evde oldugum süre içinde koala modunda gezdik. Cuma sabahı işe giderken arkamdan zırıl zırıl agladı , benimde dersimin oldugu gün , mecburum , gitmek durumundayım. Bu arada geceleri burnunu acamadıgımız için sürekli uyanmalar başladı. Kabus gibi ... Öğleden sonra dersteyken ve öğrencim sunum yaparken telefon zırıl zırıl calmaya başladı. Gültekine ulaşamamış , son çare beni aramış lakin ben numaraya bakmadan telefonu kapadım. Eve döndüğümde Ela mızır mızır , acıyor acıyor diyip aglıyordu. Ve az önce halının ortasına çılgın gibi kusmustu. Arayan bakıcımızmış tabi , hemen uctuk doktora. Farklı birsey söylemedi, ilac tesiri için erken oldugunu, dayanıp haftasonuda takip etmemizi , durumunda düzelme olmaz ise devlet hastanesine götürüp testlerini yaptırmamızı salık verdi.Durumun dişten kaynaklandıgından emin oldugumuz için haftasonu beklemeye karar verdik. Cuma gecesi yine sık uyanmalı bir gece gecirdik. Ateş azdı.

Sabah 6 da asagı inelim Calliou segredelim ısrarları ile salona yollandık. Bu arada bol mümüklü oldugu için müzik kursuna götürmemeye karar verdik. Onun yerine ailece Çeşme'ye açılalım , biraz hava alalım , tedbili mekanda hayır vardır diyerek , aylar öncesinden şehir fırsatından edindiğimiz kuponu kullanmak üzere marinadaki Köprü denen mekana yolaldık. Sabah 9 itibarıyle Çeşmede hayat ölü olup tüm mekanlar kapalıydı. Gültek rezervasyon gibi bir hususu es geçmiş , tabiri caizse döt gibi ortada kaalmıştık.Tam o sırada mekanı açmaya bir eleman geldi, servisin 11 de başladını ve rezervasyonsuz müşteri kabul etmediklerini söyledi. Dumur!! Pazar Gültek bizimle olmayacagı için anneler günü özel kahvaltımız yatmıştı. Ela mızmız , ben aç , söylene söylene arabaya yollandık. Dönüşte Alacatı pazarı planımız da oldugundan o istikamete dogru giderken yolda Sedir diye bir mekana rastladık. Çok şükür mekan açıktı ve gayet güzel servis , güleryüz ve mükellef bir kahvaltıyla midelerimizi şenlendirmeye çalıştık. Çalıştık diyorum. Çünkü Ela mızmız mode-on oldugu ve nutellalı ekmeği bile reddetmesiyle bizi dumura ugrattı. Biraz Elma suyu ve telefondan segrettiği Calliou sayesinde ( God Bless Calliou ) alelacele kahvaltıyı bitirdik. Alaçatı'ya girmeden arabada Eloş yorgunluk ve açlıktan sızmıştı.

Bu arada büyük salaklık , Ela'nın puseti unuttugumuz ve 18 kg.luk bir tosunu kucakta gezdirip alışveriş yapamayacagımız için , Ela kucagımda uyurken , babamız bir koşu pazarlık alışverişimizi bitirdi. Akabinde Ela gözlerini açtı , şöyle kıyafetlerin olduğu tarafa azıcık açılalım dedik ama ne mümkün. Oda yalan oldu anlayacagınız. Zaracı-Nextçi amcadan alelacele birkac tayt kapıp , evimize yollandık. Yine kendime birşey bakamadım:((

Eve gelince sürekli mızmız mode devam etti , o kadar cok hapsırıp tıksırdıki burnunda mümük kalmadı cekecek ama burundan nefes alması tamamen sıfırlanmıstı. Gece gec saatlere kadar 15 dakikada bir sızıp , nefessiz kalıp uyandı. Gece uykusu için nurtişteki arkadaşlardan secret istedik. Secret tutmuş olacak ki gece 12 den 5 e deliksiz uyuyarak son 5 günün kesintisiz uykusunu uyudu .

Sabah 5 te babayı beraber yolcu ettik , 6 ya kadar yatakta debelenip kogus kalk sinyaliyle salona Calliou seansına basladık tekrar . Bu arada ben yarım saat aralıkla birseyler yedirip içirmek için yokladım kızı ama nafile , en son sabah 8.30 da pilav yapıyordum. 2 kaşık yiyip , acıyor deyip bıraktı. tek reddetmediği şey çay ( Yani pekmezli su ) . Napsam ne etsem diye düşünürken , saat 10 gibi hadi kay-parka gidelim dememle harekete gectik. Evimize 8-10 km uzaklıkta Tepe Kahve var , bu sene bahceye ufak bir parkta yapmıslar. Oyun oynarken belki 2 lokma birsey sokarım agzına dedim , yollandık mekana. Off , ne kalabalık . Neyse bizimki azıcık açıldı , keyiflendi. Bu arada bende serpme kahvaltısıyla ünlü mekana , benim için bir karısık tabak kahvaltı sipariş ettim. Sanırım saat 11 e geliyordu.



20 dakika sonrasında gelen giden elemanlar binbir minnet rica parkın hemen yanındaki müsait bir alana küçük bir masa attırdım . Bu arada sinirlerim gerilmeye başlamıştı.Bir seyi 40 kere söylemekten nefret eden bir tipim. Yerleşirken verdiğim sipariş ortada yoktu, çocugun aç oldugunu kahvaltımızın biranönce getirilmesini baska bir adama rica ettim , surat asıp gitti, sanırım 4 ya da 5 kez ortalıkta vızır vızr dolanan elemanlara tekrar tekrar rica ettim . Saat 12 ye gelirken Ela'yı kucagıma alıp , bari bir meyve suyu alayım diye kapalı mekandaki dolaba yöneldim. Bu arada mekan sahibine kahvaltının gelmediğini ekrar söyledim. Yerimize döndüm , Ela oynamaya devam bende basında bekciliğe tabi. Bu arada bakıyorum , benden sonra gelenler haboyna yiyip içiyor , ben milleti gördükce açlıgım tavan yapmıs, birde uykusuzluk. Tekrar gittim mekan sahibinin kızına , oda yine mi gelmedi , hemen yolluyorum diyor , bu arada kafasını kaldırmadan hesap kitap yapıyor , korkunc bir trafik var mekanda. ( İçimden baslıyorum hay sizin kahvaltınıza da mekanınınıza da diye , ama edebimi bozmuyorum. Sürekli gidip geldiğimiz , sevdiğimiz ve yemekleri güzel bir mekan sonucta. Sürec uzuyor , kahvaltı gelmiyor ve bende sinir tavan yapıyor ve 12.30 civarı pılı pırtıyı toplayıp cıkarken , sahibine " Artık söyleyecek söz bulamıyorum" diyor ve cıkıyorum.

Park yerinde arabamızın arkasına paralel vaziyette 2 araba çekildiğini ve çıkışımın imkansız oldugunu gördüğüm anda başımdan çıkan dumanların görünür vaziyette olduguna yemin edebilirim. Bu sırada Ela jetonlu oyuncak kutusunun yanından es gectiğimiz için avazı cıktıgı kadar aglayarak sakinleşmiyor , iki arada bir derede onu yatıstırmaya calısırken mekanın en asıl sahibi araba sahiplerine ulaşamayacagını düşündüğünden olsa gerek , keşke bana söyleseydiniz böyle olmazdı , ben size kahvaltı ikram edeyim diye inatla ısrar ediyor ,ben ağlamak üzereyim ( sinirlenince ağlarımben :) ) , Ela da aglıyor ve ben "evime gitmek istiyorum , hayırrrr " diye bögürerek salon çizgimden kayıyorum. Bu arada araba alev alev yanmış , kuzuyu koltuguna baglamaya calısıyorum , kapıları camları acıp havalandırmaya calısıyorum elemanlar arac sahiplerni ararken. Ela na mümkün susmuyor , hiçbirsey kar etmiyor. Bereket arac sahipleri 5 dakika sonra geliyorlar ve hepsi tırıs tırıs yüzüme bile bakmadan arabalarına yöneliyorlar. Ne bir özür ne bir şey. Öküzler , zaten bir dokunsalar saydıracagım ama ... Neyse..

Alelacele arabayı park ettiğim yerden cıkarıp tek yönlü yokus asagı bir yolda ilerliyorum , arabadan gümbür gümbür ses geliyor ,kulaklarımda aşırı bir basınç, Ela aglamaya devam ediyor. Arka camlardan birini tamamen acık bıraktıgımı farkına varıyorum ama arabayı anında durdurabilecegim nokta yok ( Ha....tr !!) Birkac yüz metre sonra cebi farkedip hızla durdurmaya calısıyorum , cep mıcırlı ve ben full frene bassamda hafif kayıyor ve neredeyse sag taraftaki şarampole yuvarlanacagız derken araba korkunc bir gürültüyle duruyor. Ela heyecandan susmus vaziyette , aceleyle inip lastikleri kontrol ediyorum. Çok şükür bir şey yok allahım...Ela saglam. Yola devam . Bu arada o 5 dakikada Ela arabada uyuya kalıyor ve eve gelince yatagına yatırıyorum. Günlerdir ögle uykusu uyumayan cocugum bu kadar action sonrası tosur tosur 15.30 dek uyuyor.

Home sweet home... Eve dönüp Elayı yatırıp , dünden kalan yarım pogacayı bir bardak nescafe ile götürdüğümde tüm hissettiğim bu.

İşte benim anneler günüm böyle geçti , az önce uyanan kızıma yarım tas corba içirebildiğim için kendimi zafer kazanmış sayarken , yazımı okuyan annelerin anneler gününü kutluyor, unutulmaz bir gün gecirmenizi diliyorum ( Tıpkı benim gibi !!! )

13 yorum:

ElfAna dedi ki...

Tum bunlardan sonra hayatta kalabilen kisiye ANNE denir. Guzel dilegin icin de tesekkuru borc biliyorum. :)

kuzunun annesi dedi ki...

Evet , gercek bir survivor gibi hissediyorum şimdi, yazarken bile yoruldum valla , öper, gününü tekrar kutlarım ..

Ozlem dedi ki...

Bizde de durumlar benze bu aralar ama sonuç hep aynı :) God Bless Calliou :) Nil'ce Kayyı :)

Deli Anne dedi ki...

Geçmiş olsun Ela'ya da, sana da.. God bless kayu ha:)

kuzunun annesi dedi ki...

Evet Özlem okudum postunu , hatta sasırdım bile sen pek Tv segrettirmezsin ya. Ben pek basarısızm o konularda .

kuzunun annesi dedi ki...

sagol Deli Annecim , kız uyudu kendine geldi , ben uyurken ona corba yaptım , blog yazdım , şimdi üzerimden tır gecmiş gibi hissediyorum.

Sitare dedi ki...

2 yaşında çocuk müzik kursu mu alıyor ??niye??şaştım kaldım!!

kuzunun annesi dedi ki...

Müzikli oyun grubu diyelim

MELTEM dedi ki...

nasıl birgün olduğunu tahmin edebiliyorum allahtan bitmiş.bende geçen hafta dr a giderken,her sümüğü aktığında burnunu silmemi istedi ve 5 dk bir durup burnunu silmek zorunda kaldım.kocamı çok arıyorum böyle zamanlarda,onlarsız zor oluyor.anneler gününde kutlu olsun arkadaşım.iyi bak kendine öptüm.

kuzunun annesi dedi ki...

Sagol eltemcim , hastalıklar uzun sürdü mü insan moralmen cöküyor. Demirede gecmişler olsun tekrar , anneler günün kutlu olsun

dağlar kızı dedi ki...

Anneler günün kutlu olsun arkadaşım:) Zor, meşakkatli bir günmüş.

Adsız dedi ki...

merhaba,
bloğunuzu 1-2 yıldır takip ediyorum, çok zevkle. sizin kuzudan 1 yaş büyük oğlumuz, yaşananlar benzer:) Blog yazmak, buna devam etmek büyük emek, tebrik ederim.
takipteyim, sevgiler...
Ö.Solak, Manisa

kuzunun annesi dedi ki...

@sagol daglar kızı , dün gecemiz sakin gecti , dinlendik, daha iyiceyiz ikimizde

@Evet hakkaten ara ara yazmak istemediğim zamanlar oluyor ama balık hafızalı oldugum için Elaya bir anı bırakmak istiyorum, ilerde beraber okuyup gülümseyebilecegimiz seyler.