30.03.2010

Bisikletli Elo

 

 

Kac kere demedim mi size bana şapka takmayın diye , uuffff , sıkıntı veriyor bana, çekilin huleynn


Ohh şimdi işimize bakabiliriz


Bugün öğlen eve uğramayınca Eloş burnumda tüttü , bende eve 16.30 civarı dönüp , bakıcıyıda erkenden yollayıp, kızımla dolaşayım, parkta oynayayım biraz dedim.

Resimler Hülya hanım için gelsin.

27.03.2010

Ana kız başbaşa bir haftasonu

Bu haftasonu babamız İstanbul'da. Bense kızımla başbaşa kaldım . Dün dayısı çıkageldi Ankara'dan bir iş için , geç geldi , Eloşta misafirini karşılamak istermiş gibi gece 22.30 da hortladı . Biraz sohbet muhabbet dedik ama herkes yorgun . 12 gibi yattık ama Eloşu uyutmakta epey zorlandım . En son onun odasındaki büyük yatakta saçma sapan ninniler uydururken uykuya dalmışız, gece az uyandı , 2 kez sadece. Bende dinlendim biraz.Aslında diş sancısından kuduruyor yavrucak. Hatta az önce diş jelini kapmış , süreyim diye bana uzatıp al, al yapıyor bitirim şeytan.

Sabah dayıyla kahvaltı sonrası onu yolcu edip peşinden hemen sokağa attık kendimizi . Araba Gültekinde olunca pusetimiz ve biz,baharı müjdeleyen güzel bir hava eşliğinde köye indik , markete uğradık . Eski bakıcımız Gülay ablaya uğradık .Pek özlemişler birbirlerini. Gülay ablanın evi tek kat , bahçesi çimlendirilmiş halde . Bol bol koşturdu, çimlerde yuvarlandı, ayakkabıları attı , toprakla bütünleşti. yedek kıyafetler yanımda olduğundan kudurmasına izin verdim bende. Dönüş yolunda pusetinde sızıverdi tabi . Eve gelincede devam etti uykusuna . Kalkınca tekrar sokağa , bu sefer yeni bisikletini test ettim .Hemde Kidonyada bir bira-patates yapayım diye heveslenmiştim ki bira satmadıklarını gidince ögrenip dumur oldum .Peh , 40 yılın başı bir akşamüstü keyfi yapalım demiştik , neyse... Çay kazandibi ikilisine talim ettik , Eloşumda ucundan yararlandı böylece.

Evde olunca TV yi kurtarıcı gibi gören bir tip oluveriyorum .Oynasam da uzun süre oynayamıyorum ne yazıkki.O yüzden dışarısı bizim için en iyisi. Hem Elanında algıları açılıyor. bisikletinde gezerken köpekleri görünce hav hav yapmaya başladı. Hoşuma gitti bu.

Yarında İzmire ineyim diyorum. Kuzen var , belki Agora falan yaparız kızkıza.ne zamandır olmadı böyle bir muhabbet. Ama 1 saatlik bir minibüs yolculuğu yapmam gerekiyor.ya Eloş memeee diye tutturursa:)) Birr yanım yiyor bir yanım ı ıh . Öte yandan önümüzdeki 2 ay boyunca babamız sık sık seyahatte olacağından belkide alışsam yalnız hareket etmeye iyi olur .

İşte böyle . Okuyan herkese iyi haftasonları dilerim. Ciao..

22.03.2010

Bahar geldi buralara

Evet gercekten öyle , dışarı çıkarken yanıma aldığım kalın giyisilerim yerini kısa kollulara bırakmaya başladı. Nereye baksam dağ-taş çayır çimen papatya başta olmak üzere envayi çeşit çiçek doldu . Hatta birkaç yeni doğmuş kuzu bile gördüm Gülbahçe köyünde. İnsanın içi açılıyor böyle günlerde.Ama yeterince tadını çıkarabiliyormusun desen kendi adıma kocaman bir hayırrrrr diyorum .

Jikad ( Japonya İzmir Kültürlerarası Dostluk derneği) kuruldu ve kurucu takımda yeraldım . Pek çok etkinlik düzenlendi , düzenleniyor ve düzenlenecek. 2010 Türkiyede Japon Yılı olması nedeniyle hızlı proje üretiyor ve uygulamaya koyuyoruz. Her ne kadar Ela elimi kolumu bağlasada biryerlerden bu işlerin içinde olmak gerekiyor.Bakalım ne kadar olabilecekse artık. Ctesi ben genel kuruldayken babasıyla 2 saat kadar yanlız kaldılar. Gültekin telefonla sürekli taciz etti sağolsun. Ela huzursuzluk yapmış öğleden sonra uykusuda pusette kısa olup hemen uyanınca. Toplantı bitmeden apar topar ayrıldım özür dileyerek artık. Olmadı böyle ama napayım. Gerçek bir excuse Eloş şu anda . Verim yerlerde..



Sonra pazar günü üds heyecanı :))) Baba ve kızı yine yalnız bıraktım , ben sınavda onlar çevre park ve bahçelerde bol bol gezip, çayır çimende yuvarlanmışlar, çocuk parkında ablalara bulaşmışlar vs. Tabi baba yine haşat vaziyetteydi çıktığımda.Havaların ısınmasına seviniyorum , çünkü Ela bebekliğinin sessiz-sakin , mülayimliğinden uzak , enerji dolu , canlı bir dönemine girdi. Bol bol dışarda enerji atmaya ihtiyacı olacak gibi.Lakin zaptetmekte bir o kadar zor tabi. Sürekli gözümüz üstünde olacak , yoksa kendine zarar verecek birşeyler yapabilir.

Bununla beraber bahar bize yeni bakıcımızla geldi. Eloşla aralarında negatif bir elektrik hissetmeme rağmen bugün Ela beni aranmış biraz , bol bol mızmızlık yapıp arada yukarı çıkmış , anne anne diye odalarda dolaşmış. Öğlen geldiğimizde de çok sevindi.Kaçarak ayrıldık evden ağlamasın diye. Sonra uyumuş ama her zamankinden 1 saat az. Ben erken döndüm biraz ki can sıkıcı bir durum yaşanmasın. Umarım çabuk alışır. Umarım bakıcıda bize çabuk alışır, umarım bizde ona. ş
Şu anda evde biraz çekinceler , işlerin yavaş yürümesi vs. hakim. Alıştığımız düzen değişti tabi. Nerde Gülayın atik-tetikliği...

17.03.2010

Kitaplarımız

 


Ortalarda kitap mimleri postları dönüyor. Dedim ki bende görücüye çıkarayım kitaplarımızı .

Elanın kitaplarla ilgilenmesi çok hoşuma gidiyor elbet , ama halen ince yapraklı kitapları yeme ve yırtma eğilimimiz var .

İlk kitaplarımız Eloş dogdugunda minik kalın kartondan 3 lü set halinde Çitosumdan gelmişti. Halen sapasaglam duruyorlar , şimdilerde ilgilenmeye başladık. Sonrasında tabiki en çok benim hoşuma gittiği için Tiny love'ın "Stroll in the park"ını ısmarlamıstık.Oyuncaklarıda aslında onlar degil kendimiz için alıyoruz ya:)) Bu kitaptan daha öncede bahsettiğimi hatırlıyorum. Her daim en favori kitabımız olmaya aday.

Sonra Atiden miras kalan 1-2 kitap daha var.

Bunlara alternatif olarak babamız bir yutdışı gezisinden vur deyince öldürmüş , 3-4 tane daha yumuşak kumaş kitap getirmişti. Zaman zaman bunlarlada oynadı ama illa da öbürüde yanımızda olacaktı.

Sonra lise arkadaşım Özlem , doğumgününde bir sürü yeni kitap getirdi kızıma . Hepsi birbirinden güzel . Hatta içlerinde Kıvırcık isimli bir yaramaz bir kuzunun hikayesi bile var.Bakınız şekil 1.A.

Cevcükümün yolladıgı pisi kediler ve pocoyo var . Ben pocoyoya bayıldım , ama su an pisi kediler daha revacta sanki:)

Düzenli halde duran kitapları tek hamlede yere yıkıp , kitaplar arasında kaybolması bugünlerde sıkça gördüğümüz manzara evin içinde . Umarım ilerde de ilgi ve alakası aynı şekilde devam eden okuma konusunda benden daha istikrarlı bir yol çizen bir evladım olur . Keza ben 2-3 ay elinde bir sey almayan , sonra birden birkac kitabı birden deviren istikrarsız bir tipim .
Posted by Picasa

15.03.2010

Güzel bir haftasonu üzerine of off






Yine şeker gibi bir hafta sonuydu .

Aslında aynı ekip baska bir blogger arkadaşımıza ziyarete gidecektik , lakin yavrusunun hasta olmasından dolayı cuma günü son anda planlar bizde toplanalım , hava güzel olursa kahvaltıya gidelime dönüştü.

Bu grupta en çok sevdiğim şey fazla mıy mıy etmeden hemen yeni plana adapte olunabilmesi ve birşekilde yine biraraya gelinebilmesi. Ki bizim evimiz merkeze çookk uzak olmasına rağmen . Neyse , sonucta Eloş arkadaşlarına , bende kendi arkadaşlarıma kavuştum . Ela bir önceki gece uyandıgı ve uzun saatler uyumadıgından biraz yorgundu. Pek yerinde oturmak istemedi. Tunada artık yaşının getirdiği hareketlilikle yine özgür ruh gibi dolaşıyordu ortalıkta. Haliyle Arca miniklerin en uslusu olarak kayda geçti. Lakinnn bir sonraki görüşmeye onunda ayaklanacağına ve saldıray pozisyonuna geçeceğine eminiz.

Kahvaltı faslı sonrası ben Eloşu kocişe emanet ettim uyması için , bizde evimizin yakınındaki parka indik çocuklar ve kızlarla beraber. Tuna zaten doğal ortamını bulmuş old , Arcada yerdeki taşları tanıma ve tadına bakma girişimleri her ne kadar annesi tarafından baltalanmaya calışılsada , bildiğini okudu.
eve döndük , çay ve kek saatinden sonra birazda bebeler ve oyuncaklarla oynayıp ( bu kısma Eloşta uyanınca katıldı) akşama doğru arkadaşlarımızdan ayrıldık .
Ziyaretiniz için teşekkür ederiz efem .

İşi oflu poflu kısmına gelelim .

Biz bakıcımızı değiştiriyoruz. Aslında bu bir süredir gündemimizde ama ben bloga taşımamıştım meseleyi. Çok üzülüyorum . Gülay ablamızdan çok memnunduk . Ela onu , oda Elayı çok seviyordu. Bakımında sorun yoktu , h.sonu ayada özel bir programımız oldugunda mırın kırın etmeden bebege bakabiliyordu . Hani öyleki Avatara gttiğimiz gece neredeyse gece 1 de kadının kapısına dayandık bebegi alalım diye , ona bile surat asmamıstır. Ev işiydi , bahce işiydi elinden geliyordu. Güleryüzlüydü vs vs. Gülay abla bizimde ablamızdı hani:)Hani nazar değmesinden korkarsın ya o derece . Velhasıl olan oldu , hatunun ortanca kızı bu sene kazandıgı okuda yapamadı , apar topar okulunu bıraktı geldi bir gün ve bizim kabus o gün başladı. Bu noktadan sonra baba anneye sürekli işi bırak evde kıza göz kulak ol , o calısması gerekirken sen calışıp para getiriyorsun , şıumarıklıga bak vs vs . Adam allem etti kallem etti bizim hatunun altında girip üstünden cıktı . anlayacagınız yumusamadı. zaten büyük kızıda evlenmek üzere , onun hazırlıkları ilede mesgul olmak istiyor anladıgım kadarıyla. Hal böyle olunca ablamız bize sayounara demeye karar verdi yani. İlk duyduğumda neredeyse ağlayacaktım , o derece sinirim bozuldu. Zamanla alıştım fikre ama yumurta kapıya geldi işte. Yine ablanın tanıdıgı başka bir hatun , persembe günü baslayacak , birkacgün beraber calısıp bebegi ona emanet edecek.

Umarım yeni geleni severiz ailecek. Ablamız pek bir övüyor ama birde biz görüp test edip onaylayalım bakalım . Gelenin gideni aratacagına kesin gözle bakıyorum ben bu kez . O yüzden içim sıkkın başladım bu haftaya .
.

10.03.2010

Evimin en sevdiğim köşesi

Ne zamandır cevaplamam gereken bir mimim var, kısmet bugüneymiş. Tastoli Özleme teşekkür ve selamlarımızı yollar , cevaplarımıza geçeriz efenim.

 

Sabahları olurda Eloş hanımdan fırsat kalırda saçımızı başımızı tarayıp makyaj yapmayı başarabilirsek ne ala. Hamilelik ve lohusalıkta makyajdan o kadar uzun zaman ayrı kaldımki , kocişkomun gezilerinden getirdiği yeni makyaj cicileri sayesinde bi heves ayna karsısında vakit gecirmeyi seviyorum şimdilerde yine.Aslında seviyorum makyajı ama yinede o kadar uğraşmaya 2 saat sonra yüzümde hiçbirşey kalmıyor.
 

Sabahları 2.işimiz mutfak katına inip Eloş hanımı masasına yerleştirmek , kahvaltı hazırlamak ve hep beraber ailece yemek. Bu köşe aile birliğini temsil ettiği için yine evimin sevdiğim köşelerinden.
 
Posted by Picasa

Birde bahçemiz varki resmini çekemedim şu an. Havalar ısındığında bahçeye bakan balkonda dinlenmek, ablamız tarafından ekilip dikilen bahçeden mevsimine göre yeşillik ve sebzelerimizden koparıp yemek bizim için çok keyifli.

İşte böyle . Ya sizin favori köşeleriniz ?

9.03.2010

Yollarda

 

 

 

 


Hafta sonu babaanne ve dedenin yanına Isparta'ya gittik. Eloş iyice fıkır fıkır olduğu ve eskisi gibi uzun araba uykuları çekmediği ,koltuğundan sürekli inmek istediği için 5.5 saatlik yolculuk nasıl geçer diye endişelerim vardı .

Hem giderken hem dönüşte ögleden sonra uyku saatine denk geldiği için 2.5 saat kadar uyudu . Onun dışında oyalamak çok kolay olmadı tabi , çeşit çeşit oyuncaklar, kitaplar aldık yanımıza . Araba sürme taklidi falan yaptık birara , bayıldı bayıldı , pek eğlendi . Sağ- sağlim vardık pazar gecesi evimize .

Telefonumuz dogum gününden , cep telefonlarına ilgisi fazla zaten , ama bununla da oynamaya basladı, düğmelere basıp numara ceviriyor , karşılıklı bol bol alolaşıyoruz.

Bloglardan takip ettiğim arkadaşlarımın aksine Ela öyle çok anlamlı kelime söylemiyor , aslında hani derler ya ağzı dolu dolu , sürekli birşeyler geveliyor ama henüz pek anlamlı degiller . hani karsılıklı laf dalaşı bile yapıyoruz hanım kızınca , ama hep gulu gulu modunda :)))
O yüzden bu Aloları söylemesi beni mutlu ediyor.

Birde bir kelimesini ögrendi , kac yasındasın diye sorunca "bieğ" gibi birsey söyleyip işaret parmağını havaya kaldırıyor ve sırıtıyor , pek hoşlanıyor bundan .

Sabahları babasına cici yapmayı öğrendi , gerçi bu daha çok şap şap surata patlatma şeklinde bile olsa öyle. Haşin kız vesselam.

Yapma , getir, götür gibi komutları anlıyor , işine gelirse artık , gelmezse homur homur söyleniyor , sinirleniyor , yumruk sıkıp bagırıyor falan .

Saçları uzadıkça daha bir tatlanıyor , güzelleşiyor sanki.
İşte böyle büyüyor kuzu hanım bu aralar .
.
Posted by Picasa

3.03.2010

Bu ne manga bu ne lahana turşusu

Aslında manga severek dinlediğim gruplardandı bu akşama kadar.

Lakinnnnn, ne o öyle rock motifleri arasına sıkıştırılmaya çalışılmış fıkırdak havalar .Fermanın saclar bi alem , o beyaz takım, o dahada bir alem.

Eurovisiona katılacagız diye zorla ısmarlama ancak bu kadar oluyor demekki.

Olmamış , hiç olmamış . Beğenmedim.

1.03.2010

Yoksa siz hala...

Nurturialaştıramadıklarımızdan mısınız ?

Bundan yaklaşık 3 ay önce Kitubi Damla nın blogunda bahsini duydum ilk. Sonra Özgür Anne blogunda bahsetti , itiraf ediyorum öylesine üye olmuştum. Sonrasında pek ilgilenmedim. Gelişmelerin pek te farkında degildim.

Tunanın annesi Hülyayla falan da hoşbeş ettiğimizde aklıma takılan bir soruyu Nurturia da sorsana deyince , tekrar bir giriverdim siteye. Bu arada facebook applicationı da cıkmışki hergün mutlak kontrol ettiğimden facebooktan da güncelemeleri takip etmeye başladım . Ben siteyi kurcalamazken kişilerin ilgi alanına göre pek çok grup kurulmuş, sorular sorulmuş, yanıtlar alınmış. Baya baya interaktif bir ortam oluşmuş. Hatta blogcu annelerin çoğu orada da üye olduğundan , blog alemindeki yorumlaşmaların bir kısmı sanki oraya taşınmış. Yeni özellikleriyle de sanki daha bir ilgi çekici olmuş.

Biz Yeliz( Arca) ve Hülyayla( Tunik ) burayı anne-bebek facebooku olarak adlandırdık. Daha sık takip halindeyiz şimdi .

Hala göz atıp bakmadıysanız neden 5 dakikanızı ayırmıyorsunuz sizde ?
Nurturia da görüşmek üzere der ve yavaştan günlük işlerine döner blog yazarı anne.
Nurturiada mini bir tur için işte linkiniz:

http://www.nurturia.com.tr/account/tour
.