30.12.2009

YİNE BİR YIL YENİYIL


YENİ YILINIZ KUTLU MUTLU UMUTLU OLSUN, KALBİNİZ NEŞEYLE DOLSUN...

Gecen sene bu zamanlar göbeğimde olan küçük kuzumu saglıkla ve getirdi bana 2009, o yüzden benim uğurlu senelerimden biri olarak tarihe yazılacak bu sene. 2010 da ugurlu gelecek mi acep ?

Ben 2010'dan başta kuzucum,kocacım ve tüm sevdiklerim için sağlık mutluluk, benim için extradan -10 kg. ve yaza Japonya eğitimi,kooperatife kaptırdığımız paraların bu sene geri dönmesi :((( ( ah uleyn ahhhh-salağız biz ) ,Kayacanın üniversite sınavını kazanması( benim step:)) ), kardeşim Kıvancın masterı tamamlayıp adam gibi bir işe girmesi , annemin sıkıntılarının azalması , babamın böbrek sorunlarının iyileşmesi vs.vs. Eh çokta ütopik değil canım istekler , biz evrene salalım istekleri , seneye görelim bakalım bunlaran kaç tanesi gerçekleşmiş , 2010 nasıl bir yıl olmuş ..

Benim yeni yıldan dileklerim böyle , ya sizlerin ???

-------***---------

Bu arada Avatara gittik dün gece Eloşu bakıcısına satıp . Uzun zamandır sinema yüzü görmeyen bünyeye pek iyi geldi film . Tam anlamıyla görsel bir şölenmiş hakkaten , yorumlara hak verdik . Yalnız film çok uzun . 21.15 seansı için bilet almıştık. Salondan çıktığımızda saat gece 1 e 20 vardı . Bakıcıya vardığımızda eciş büçüş bir halde kuzuyu teslim aldık ama çok utandık tabi . Ben 12 gibi geliriz diye düşünüyordum . Nerdeeee...Neyseki bakıcı ablamız anlayışlı , bende bugün yarım gün izin verdim kendisine , böylece vicdan azabını hafiflettik azıcık .

Gidecekseniz 3D ye gidin , normal versiyonuna değmez bence .
Yeniyılda bir çok animasyon film 3D teknolojisiyle karşımızda olacak imiş . İlk kez 99 da Panasonic burslusu olarak Japonyaya gittiğimizde , Panasonic fabrikası ziyaretind e karşılaşmışyık bu teknolojiyle. Hepimize birer kagıttan gözlük verip 1-2 dakikalık bir 3D görüntü izletmişlerdi. Nerden nereye , 10 koca yıl geçmiş hey be hey . işte şimdi tamda günlük hayatımızın ortasına düşmüş bulunuyor bu teknolojiler . Kimbilir daha neler göreceğiz ömrümüz elverdiğince ..

28.12.2009

Kısa rapor ve emzirmeye dair


Bir koca hafta daha geçti ömrümüzden .
Kısaca geçecek olursak , Eloşun küçük dayısını yolladık bir kere Ankaraya . Anket işlerini epey bir kolayladık burada .Spss midir nedir işte , ona girmesi kaldı . Bitsin artık .

Ela artık tay tay duruyor rahatlıkla , hatta birkaç adım atıyor. Çok şeker .
Yemek ayrımı pek yapmıyor , açsa ne bulursa yiyor , dün yine balık yedirdim . Bayılıyorum balık yemesine. Bu konuda bizi üzmediği için şanslı sayıyorum kendimi .

Ama emzirme konusunda isyanlardayım artık . Sabah daglar kızının postunu okuduktan sonra yine bir kez daha düşündüm .İlerde emzirmeyi ne kadar özleyeceğinden bahsetmiş. Bense tam tersi hiç özlemeyeceğim galiba . Bu hafta sonu cogunlukla evde gecirdiğimizden yavru 48 saat benden hiç ayrılmadı diyebilirim . Bu sırada yakamdanda hiç düşmedi tabi. 2 saatte bir dibimde meme meme diye mızırdanıp durdu . Yemek yesede yemesede farketmiyor , zaten suda pek içmiyor. Onun yerinede süt. İliklerime kadar sömürüyor beni . Gecede malumunuz 3-4 kez kalkıp emiyoruz . 3. aydaki halimize döndük tamamen . Sıkıldım , hemde çok sıkıldım . Kendi istegiyle memeden kesen annelere kızardım hamileyken . Şimdi o kadar anlıyorumki onları . Hiç kolay değilmiş hakkaten.Evet bende uykusundan uyanıp yarı uyanık haliyle yumulmasına bayılıyorum , saclarını seviyorum , masumluğunu seğrediyorum zaman zaman ama herzaman hissedemiyorum o muhteşem duyguları. Bende mi tuhaflık var yoksa nedir anlamadım .

Şikayetçi olsam da kesmeye kıyamıyorum o ayrı , ama en azından iyiki işim var ve gündüz evden ayrıyım diyorum , artık 4 dişte var , harap oluyorum ısırılmaktan çünkü .

24.12.2009

Anne Olmak

Anne olmak akşam her zamanki saatinde yatan yavru neden saatte bir uyanıyor diye endişelenmektir .
Anne olmak yatagını terkedip kontrol için onun odasında geçici ikamet etmektir.
Anne olmak gece mızırtılarla uyanan yavruyu karanlıkta agız kenarları niye ıslak diye kontrol etmek , ışığı açtığında gördüğü manzara şaşırmaktır.

Dün gece zorlu geçti dostlar. Gece 1 falandı sanırım , ışığı bir açarımki ne göreyim, ögle yemeği ve akşam yediği yemeklerin hiçbiri hazmedilmemiş ve oldugu gibi yatağa çıkarılmış, üstelik boynumuz , saçımız her yerimiz batmışki silmeyle kurtarılacak gibi değil . Mecburen kocişide uyandırdım , gece gece banyo yaptırmak zorunda kaldık yavruya. Su sever Elosh hanım pek mızırdanmadı , hane neredeyse -getirin ördekleri oyun oynayayım küvetimde- havasında.neyse üst-baş değişildi , saçlar kurutuldu , bebiş babasına emanet edildi ki sallasın çünkü mide hassas emzirmeyeyim dedim ama nafile . Babası 40-45 dakika ugrastı sanırım , bu arada bende yan odaya gectim beklerken kocişi kitap okuyorum bir yandan. Baktım uyuyacak gibi degil , müdahale ettim artık olaya , 1-2 dakika emzirdikten sonra baktım daldı. Yatagına koy üstünü ört derken hooop bir daha uyandı .Tekrar aynı rutin . En son saat 3 tü baktıgımda ve ben hala yok camasır makinasına kirli carsaf doldur vs vs. ugrasıyordum . Arada Elada uyanıp beni yokluyordu.

Gündüz bakıcısı bizim ıspanaklı pirincli yemeğimizden vermiş ona, bebek çorbası değil . Akşamda hep emer pek mama yapmam ben , tahıllı mama vereyimde deneyeyim belki az uyanır dedim . Resmen totoma patladı yani anlayacağınız.

Üstüne üstlük sabahta bünyede kalan son ıspanaklar bele kadar taşan bir bezle taçlandırıldı. Baba çağrılıp bir daha banyoya soktuk mecburen. hanım akça-pakça oldu ama hem ben hem babası sürünerek işe geldik bugün . Şu anda bunu yazarken sert bir kahve ile ayılmaya çalışıyorum.ü

Hamiş: Çocugun cüssesine falan aldanıp , hadi bakalım yavaştan bizim mamalarada başlasın denmeyecekmiş . Bebekken 1 ay bile 1 aymış. Dr. ların bir bildiği vardır heralde denip ona göre davranmakta da az-çok hayır varmış. Hem zaten ne acelemiz varmış.

Hepinize güzel bir gün dilerim .
Bugün 3 saat bu yorgunlukla nasıl derse girerim bilemeyeceğim .
Ah Eloşum ah...

23.12.2009

Bugünden notlar

Tek dişli olmaktan sıkılan kuzucuk 4. yüde patlattı sonunda .

11. ay boyumuz 76.cm
Kilomuz 12.600
Öyle görünüyorki yaşımıza 13 kg ile yine yüksek persentilde başlayacağız.

Maşallah kuzucuğuma , sağlıklı ve keyfi yerinde olsunda artık , gerisini halledecegiz bir şekilde .

21.12.2009

11 aya bye bye

video

Benim için yorucu ve uykuya doyamadığım bir haftasonu oldu bu hafta sonu . Geceleri az uyudum allahtan pazar biryere çıkmadıkta Eloş zar zor dalınca bende yanına kıvrılıp biraz dinlenmiş oldum. Ama sorsanız yinede hep yorgun hep yorgunum bu ara.

Ctesi günü metrodaydık. Aslında evimize hayli uzak bir yerde bu market ama uzun zamandır degiştirmek istediğim günlük çatal-bıçak takımıma uygun ve istediğim kalitede bir çözüm getirmek için burayı tercih ettik . Sonrada birkac ıvır zıvır , sokaga bakan camımızı şenlendirecek bir noel ışıklı küresi ve envayi çeşit gıda malzemeleri arasından 5 saatte çıkıp hatırı sayılır bir miktarı kasada bırakmak durumunda kaldık . Kociş uzunca bir süre köyünden çıkmamaya ve gıda alışverişinide köydeki pazardan halletmeye karar verdi :)) Eloşum içinde yorucu oluyor bu market ziyaretleri ve her ne kadar puseti komfi olsada ve alırken illa tam yatar puset olsun diye diretsekte bu özelliğini henüz kullanamadık , uyumak istemiyor pusetinde çünkü . Sanırım hem bu tür yerler ona eğlenceli gelip fazla uyarılıyor , hem de büyüyor olmanın sonucu bunlar diye düşünüyorum .

Eloşum büyüyor , hemde her geçen gün yeni sürprizlerle . Bugün yine aydönümümüz bir kere . Tamı tamına 11 aylığız artık . 11 aya bir yeni dişle daha girmek üzereyiz . Şu tek dişinin yanının tamamlanmasına 1-2 gün var kanımca , 4. de geliyor artık , bembeyaz çıkacak yeri . Dolayısıyla Ela çok huzursuz . Yatarken ağlayarak uyanması haricinde de gün içinde yine diş yüzünden sancıları tutuyor , mızırdanıp ağlıyor yavru . Diş jeliyle ve kaşıyıcılarla fayda bulmaya çalışıyoruz artık . Onu dışında ayakta 1 dakikaya yakın tay tay durmaya başladı , uzun durdukça evde alkışlar gırla kıyamet . Oda birşeyler becerilmenin mutluluğunu neşesiyle yüzüne yansıtıyor . Ve meşhur merdivenlerimizden geri geri inmeye başladı artık . Ancak son saniyelerini yakalayabildim videoyla, şimdilik idare ediverin canım :))

17.12.2009

Bu aralar

Ben ptesi Ezel , salı Canım ailem takılmaca
Çarşambayı sel almaca
Perşembe Aşkı Memnu - kurtlar kavgası olmaca
Elo ise reklam manyağı olmaca
( Bunun sonucunda Eloşa TV kesinkes yasaklandı- o yatmadan TV acmıyoruz artık )
***
Ben okuldaki adam kayırmalara sıkılmaca
Gültek çok çalışmaca
Eloş ayakta 7-8 sn. tay tay durmaca
***
Gültek her gece tosur tosur uyumaca
Ben Elanın odasına kamp kurmaca
Oda gece uyanma olayını abartıp 7-8 keze çıkarmaca - mecburi kısa kısa emzirmece ( OİP beni çizse meme kadın çizerdi sanırsam - Elayıda ane memeeee diyen bir tosuncuk , hahah )
***
Uzun zamandır 1 gr. kilo verememece
Sanki kızı Gültek dogurmus gibi her sabah yarım saat koşu bandında koşmaca
Bense yogalates dersine 1 kez giderek bu konudaki istikrarsızlığımı tescillemece
Ela hanımda kilo konusunda anasından aşagıya kalır durumda olmamaca:)
***
Y.lisans tez aşamasındaki kardeşimin anketlerine yardım edilmece , az zamanda çok işler yapmaya çalışmaca, anketle dağıtıla toplanıla , bilumum hocalara yardım için rica edilmece.
***
İnternet alışverişinde Eloş hanım için alışverişlere kısa bir arar verilip kozmetiğe sarmaca , e-bay strawberry taraşlanıp tüm eksikleri tamamlamaca
Kocişe yılbaşı hedayesi sipariş edilmece
***
Ben 2010 hayalleri kurmaca, kararlar almaca , kanji çalışmak zorunda olmacaaaa böhüüü:((( Bol bol stres yapmaca
Eloşun dişleri back to back patlasada hemen kurtulsak şu gece uyanmaları ve emzirmeleri işinden diye dua etmece
Kociş - who knows.
Eloş , Noel babadan ne diliyordur acaba ???

14.12.2009

Eloş Hanımın Haftasonu


Haşin bir kız çocuğuyum ama annem hala beni kokoş kokoş giydirdiğine göre benden ümidi kesmemiş olmalı . Cteside aynı böyle hazırlanıp maaile düştük yollara .


Arkadaşlarım Tuni ve Arca ile buluştum. Bakmayın uslu göründüğüme , Arcanın elinden oyuncaklarını aldım hep ,Tuninin ise fırında makarnasına bulaştım . Yemesin yaaa , herşeyi ben yiyeyim , hem zaten dişim de kaşınıyor. Tüm oyuncaklarını kemirerek elimden geçirdim Arcanın:)


Şu Hülyada pek iyi bir kadın . Oglunun yemegine sarkmama ragmen bana iyi davrandı . Arcanın anneside ne güzel şeyler yapmış öyle , utanmasam hepsinden yiyecektim :))Çoğununda tadına baktım çaktırmadan Heheheh. Hatta bir ara saksılarındaki toprağı bile yedim .


Pazar sabahı annem kahvaltı hazırlarken ayagına dolastıgım zamanlar . Burada artık alttan uzamış 2 dişimde görünüyor. 3. henüz uzamadı daha .


Üfff , hangi arada derede kısıtladınız özgürlüğümü yaaa...Nerden çıktı bu kapılarrrr..


Bu resimide annem gülesiniz diye koymuş . Hacı takkesini gece çaktırmadan kafama takmışlar , böyle uyutmuşlar beni kafam üşümesinmiş , hainlerrrr.
Karizmada gitti elden , nasıl boyfriend bulacagız şimdi :)))Töbe töbe estağğğfirullahhh

9.12.2009

Üstten tek dişimiz de geldi...



Günlerdir gece uykularımın hırsızı , yavrukuşumun başbelası , beyaz beyaz parıldayıp 2 aydır patlamayan sol üst diş sonunda patladı. Müjdeler olsun. Yanıdakinde ise ne bir beyazlık ne birsey . Galiba bir süre üstte tek diş modunda gezecek küçük cadım .

3.12.2009

Elo Yunus baluğuuu


Gün gecmiyorki Elo hanım yeni bir numarayla karsımıza cıkmasın . Bu aralar sürekli 2 koltuk arasında gidip gelip kendi sınırlarını zorluyor. Bakıyorki düşmüyor , problem yok . Devam:))
Bu arada bizim gözümüz hep üzerinde tabi ama ne kadar olursa olsun nereye kadar koruyabiliriz bilemiyorum .Fıkır fıkır hep .
Ve bu arada bir süredir top atma tutma cabalarım meyvesini verdi ve bugün bana geri attı topu :) Ve ve ayrıca beni öptü . Çok mutluyum :))))

2.12.2009

Mim gelsin

Ne zamandır mim dönmüyor bloglarda . Sevgili Özgür Anne de farkına varmış , bir mim uydurmuş . Buyrun, bunlarda benim cevaplarım :

1- Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım.
www.ozguranne.blogspot.com

2- Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)

Annem resim kursuna gidiyordu , evde de çalışıyordu. Sadece yaglıboya ile degil , değişik alet edevat , kagıt yada renki samanlar, hamurlar vs. enteresan malzemeler kullanır , bazılarıyla benimde haşır-neşir olmama izin verirdi . Çok eğlenirdim . Eminim Ela anaokuluna gidince onunla oturup boyama , yapıştırma aktiviteleri yapmak benim de çok hoşuma gidecek. Bu tür şeylerden hala keyif alıyorum çünkü. Eloşumun bebek şekerlerini ben hazırlamıştım , hem de seve seve.

3- Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı.

Evdeki oyunlarda bebeğim Sementa vardı başrolde . Babaannemin y.dısından getirdiği bir bebekti , aglardı , memesini agzına koyunca susardı. Çok severdim .
Biraz daha büyüyünce sokak oyunlarında en çok yakan top oynamayı sevdiğimi hatırlıyorum. Çok başarılıydım , pek yanmazdım))Sürekli can kazanıp , oyundan diskalifiyeolmuş arkadaşları tekrar sokardım oyuna . İstop, saklambaç, ip atlama, seksek , hepsini keyifle oynardım.

4- Sokakta oynar mıydınız?

Çookkk .

5- Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay.

Trabzon Anadolu Lisesi’ni kazandıgım sene Ankaraya taşınıp devlet lisesine yazılmıştım. 6 ay Trabzon’da takılıp nakil yaptırabileceğimizi ise çok sonraları öğrenmiştim . Hep merak ederim , Anadolu lisesinde okusam hayatım nasıl değişir, üniversite seçimimi nasıl kullanırdım diye . Çok uzun seneler İngilizce öğrenmek isteyip fırsatım olamamıştı . En son 2001 de au-pairlik yaparak bu eksiğide kapatmış oldum aslında . Ama yinede hep o okula gitmek istemiştim sanırım.

6- Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...

İyiki Trabzonda geçmiş çocukluğum derim bazen . Büyük sehirlerde yaşanamayacak bir dostluk , arkadaşlık ortamı , doya doya oynadığım güvenli saydığım sokaklar, yemyeşil , tertemiz bir hava . Hani küçük yerlerde ilişkiler daha bir sıcak olurya , o cinsten. Ankarada bir süre abondone olmus ve içime kapanmıştım ortaokuldayken. Kendimi yabancı hissetmiştim galiba.

7- Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı.

Anaokulundayken haftada 1-2 kez annem okula gelir ve bizlere mandolin çalardı. Muhtemelen o sıralar böyle bir anne prototipi yoktu oralarda. Aynı mandolini abim de çalardı evde. İlkokula başladığımda flüt ve mandolinle ilgilendim bende epeyce . Kardeşimde gitar çalmayı öğrendi sonraları . Ayrıca evde org ve akordeonda bulunurdu . Bizde bunları ufak tefek tıngırdatmayı ögrendik hep amatörce . Biraraya geldiğimizde , evdeki yemeli-içmeli eğlenceler esnasında herkes çalar söyler iyi vakit geçirirdik . Müzik sevgimin temellerini bunlara bağlıyorum ben.
Hala böyle ailelrin biraraya geldiği toplantılar oldukça beraber çalar söyleriz , gerçi ben söyleyen kısmındayım artık.

Bende Tuğceyi ve Erenin annesi Sereni mimledim . Hadi bakalım , klavye başına marş marş..